2 Ekim 2016 Pazar

HABERİNİZ OLSUN!

    Haber bültenlerini izlemek bile istemiyorum. Sırf ne olup bitiyor diye merakımdan ara sıra bakıyorum. Haber akışı sanki belli bir formüle sadık kalınarak düzenlenmiş gibi…
    Güneydoğudan şehit haberleri ilk haber olarak acıya, öfkeye boğuyor… Fetö ikinci haber olarak:‘ vay hainler, vay alçaklar’ dedirtiyor. Üçüncü sırada silahlı, bıçaklı kavga, cinayet ve yaralama… Sonra cinnet geçiren bir adam ya da şiddete uğrayan bir kadın haberi… Ardından bir ünlünün haberi... Ne giyelim ne yiyelim, nasıl giyelim, nasıl yiyelim köşesi… En son yemeğin ardından sofraya konan tatlı misali sevimli hayvan ya da çocuk haberleri…
    Yakın bir tanıdığınız yanınıza geliyor. Size bir iyi bir de kötü haberim var, önce hangisini duymak istersin? Diyor. Ekseriya ilk önce kötü olanı duymak istiyorsunuz çünkü size gereken şey ‘mutlu son’. Kötü haber sonraya kalırsa ‘mutlu son’ olmayacak.
     Kötü haberin boyutlarını baştan bilmek ve ona göre vaziyet almak istersiniz. Onu bilincinizde yumuşattıktan sonra iyi haberin hoşluğuna sarar sarmalar, bir şekilde kabullenirsiniz. İyi haberi de acılı bir menünün peşi sıra gelen sütlaç, kadayıf misali sevinçle karşılarsınız.
    Haber bültenleri de aynı etkiyi yaratma eğiliminde. Tek farkı tatlı niyetine toz şeker, küp şeker hadi biraz zorladılar diyelim en fazla havuç püresi… Dilinizdeki, damağınızdaki ve yüreğinizdeki yanmayı, acıyı bastırmaktan çok uzak hatta alay edermiş gibi bir ikram.
    ‘-İyi haber vardı da biz mi vermedik kardeşim?’ O zaman ben almayayım, iyi haber gelince haber ver, bir ara uğrarım.
    Şu da bir gerçek ki bu çorbada 78 milyonun tuzu var. İşin mutfağında fert fert her birimizin payı var. Trafikte her birimiz kurallara uysak, daha anlayışlı ve hoş görülü davransak, hız ihlali, ışık ihlali yapmasak kaza haberlerini yüzde doksan oranında azaltmış oluruz.
    Akrabalık ilişkilerimiz, komşuluk ilişkilerimiz gerçek anlamda içten, samimi ve yakın olsa kimin ne derdi var bilebilsek ve onu çözmeye, hiç değilse dinleyip anlamaya çalışsak cinnet, aile içi şiddet ve belki kadın cinayetlerinin de yüzde ellisinin önüne geçmiş oluruz.
     Şimdi geriye terör ve fetö kaldı. Terör de er geç çözülür. Haber bültenlerinde onu daha seyrek duymaya başlarız en azından.
      Fetö’ye gelince iyimser şeyler söyleyemiyorum. Onu ayrı bir başlık altında daha sonra yazacağım.

      Saygılarımla…           

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder