2 Ekim 2016 Pazar

CEYDA’DAN KAZ TÜYÜ YASTIK!

     Yer Sıhhiye… Hastaneler tarafına geçmek için Ankara Adliyesi’nin önündeki yaya üst geçidini kullanmak zorundasınız. Daha basamakları tırmanırken renk renk kartvizitler sağa sola saçılmış sizi karşılıyor. Üstgeçit boyunca mavisi, yeşili, pembesi ve moruyla size eşlik ediyor. Karşıya geçtiğinizde kaldırımlara da aynı tip, tek fonlu kartların sere serpe dökülüp saçılmış olduğunu görüyorsunuz.
    Hastane kapsına varıncaya kadar yüzlercesine gözünüz ilişiyor. Her gün süpürülüp temizlenen bu güzergâhta her sabah yeniden çiçekler açıyor sanki. Çok kimse bu durumu yadırgamıyor ya da görmezden geliyor.
   Kartların üzerinde bir isim, açıklayıcı tek kelime ve irtibat telefonu var. Ceyda evde… Hale yaş:21… Aleyna çıtır… Kezban sınırsız… Ve bazısında hizmet bedelini açıklayıcı 50TL gibi bir ibare…
   Her gün binlerce insan gelip geçiyor bu yollardan. Staj için hastane yolunu tutan sağlık lisesi öğrencileri, hasta yakınları, hastane personeli, yaşlı amcalar, teyzeler ve nineler… Köylüsü, şehirlisi, işçisi ve memuru… Yetkili kişi, bilirkişi, bilmez kişi… Paralısı, züğürdü…
   Serbest piyasa pazara tezgâh açmış, arz-talep dengesini kurmaya çalışıyor. Kayıt dışı ekonomi kaldırımlardan müşteri araklıyor. Fiş yok, fatura yok, nakliye gideri yok, hammadde girdisi yok, vergi yok, beyan yok…
    Kartvizitler hep aynı tip. Aynı matbaanın mahareti gibi gözüküyor. Muhtemelen emekçilerin istihdam edildiği büyük bir şirketin reklam ve pazarlama stratejisinin bir gereği olarak böyle bir yol bulunmuş ve hız kesmediğine göre de epey hasılat ve ciro elde edilmiş. Ve koluna sepet takıp ciğer ekmek satmaktan daha risksiz ve ballı kazanç sağlıyor. Kimsenin burnu kanamıyor, polisle, zabıtayla ve en mühimi maliyeyle başı derde girmiyor.
    İnsanlar alışıyor. Alıştıkça yadırgamıyor ve bir ahlak sorunu sıradanlaşıyor.
    Kutsal olmayan bir kazanç söz konusu. Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır. Bu memleketin ekmeğini yiyip, suyunu içip ve kazını yolup tek kuruş vergi vermeden kimse elini kolunu sallayarak geçip gitmemeli. 1 Liraya çorap satan işportacıya gösterilen cevvallikten asgari 50 liraya hizmet veren tacirler de nasiplenmeli.
    Kumarı at yarışı, iddia, milli piyango, sayısal loto gibi adlarla kayıt altına alıp üç-beş liralık kolonlardan vergisini tırtıklamaya uğraşan devletten, vatandaşı kaz gibi yolan fuhşu da kayıt altına almasını beklemek hakkımız.

    Madem tezgâh açmalarını engelleyemiyorsunuz, yer gösterin dükkân açsınlar, hiç değilse devlete vergi ödesinler. Yolunan kazların tüyünden devletimiz de payını alsın, bu kazanç hastanede yatan hastalara, kaz tüyünden yastık hizmeti olarak dönsün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder