Yer Sıhhiye…
Hastaneler tarafına geçmek için Ankara Adliyesi’nin önündeki yaya üst geçidini
kullanmak zorundasınız. Daha basamakları tırmanırken renk renk kartvizitler
sağa sola saçılmış sizi karşılıyor. Üstgeçit boyunca mavisi, yeşili, pembesi ve
moruyla size eşlik ediyor. Karşıya geçtiğinizde kaldırımlara da aynı tip, tek
fonlu kartların sere serpe dökülüp saçılmış olduğunu görüyorsunuz.
Hastane kapsına
varıncaya kadar yüzlercesine gözünüz ilişiyor. Her gün süpürülüp temizlenen bu güzergâhta
her sabah yeniden çiçekler açıyor sanki. Çok kimse bu durumu yadırgamıyor ya da
görmezden geliyor.
Kartların üzerinde
bir isim, açıklayıcı tek kelime ve irtibat telefonu var. Ceyda evde… Hale
yaş:21… Aleyna çıtır… Kezban sınırsız… Ve bazısında hizmet bedelini açıklayıcı
50TL gibi bir ibare…
Her gün binlerce
insan gelip geçiyor bu yollardan. Staj için hastane yolunu tutan sağlık lisesi
öğrencileri, hasta yakınları, hastane personeli, yaşlı amcalar, teyzeler ve
nineler… Köylüsü, şehirlisi, işçisi ve memuru… Yetkili kişi, bilirkişi, bilmez
kişi… Paralısı, züğürdü…
Serbest piyasa
pazara tezgâh açmış, arz-talep dengesini kurmaya çalışıyor. Kayıt dışı ekonomi kaldırımlardan
müşteri araklıyor. Fiş yok, fatura yok, nakliye gideri yok, hammadde girdisi
yok, vergi yok, beyan yok…
Kartvizitler hep
aynı tip. Aynı matbaanın mahareti gibi gözüküyor. Muhtemelen emekçilerin
istihdam edildiği büyük bir şirketin reklam ve pazarlama stratejisinin bir
gereği olarak böyle bir yol bulunmuş ve hız kesmediğine göre de epey hasılat ve
ciro elde edilmiş. Ve koluna sepet takıp ciğer ekmek satmaktan daha risksiz ve
ballı kazanç sağlıyor. Kimsenin burnu kanamıyor, polisle, zabıtayla ve en
mühimi maliyeyle başı derde girmiyor.
İnsanlar alışıyor.
Alıştıkça yadırgamıyor ve bir ahlak sorunu sıradanlaşıyor.
Kutsal olmayan bir kazanç söz konusu.
Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır. Bu memleketin ekmeğini yiyip, suyunu içip ve
kazını yolup tek kuruş vergi vermeden kimse elini kolunu sallayarak geçip
gitmemeli. 1 Liraya çorap satan işportacıya gösterilen cevvallikten asgari 50
liraya hizmet veren tacirler de nasiplenmeli.
Kumarı at yarışı,
iddia, milli piyango, sayısal loto gibi adlarla kayıt altına alıp üç-beş
liralık kolonlardan vergisini tırtıklamaya uğraşan devletten, vatandaşı kaz
gibi yolan fuhşu da kayıt altına almasını beklemek hakkımız.
Madem tezgâh
açmalarını engelleyemiyorsunuz, yer gösterin dükkân açsınlar, hiç değilse
devlete vergi ödesinler. Yolunan kazların tüyünden devletimiz de payını alsın, bu
kazanç hastanede yatan hastalara, kaz tüyünden yastık hizmeti olarak dönsün.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder