Yüce Allah
insanı en güzel şekilde yarattı ve onu yeryüzünde kendisine
halife kıldı. Ve buyurdu ki: 'Ben insanları ve cinleri ancak bana
kulluk etmeleri için yarattım.' İlkin insan Yüce yaratanın
buyruğunu kabullendi ve ona bende oldu...Sonra sonra eşyayı
tanıdı, icatlar yaptı, keşiflerde bulundu. Her bir nesnede
yaratıcıdan bir iz buldu...Başta önemsedi... Olağanüstü,
hayret verici ve mucizevi olarak nitelediği bu emareler onu kulluğa
yöneltti...
Yasak meyvenin
öz suyu dişlerine dokunup , tadını damağında hissetmesiyle işin
rengi değişti. İlk başkaldırı, ilk isyan cennetten çıkarılmayı
netice verdi...Ademoğlunun öyküsü, macerası bir küçük ısrıkla
başladı...Pişmanlığı ,kaybettiği cennet yaşamını bir daha
asla geri getiremedi. Toprağı işlemeye, avlanmaya ve yaşam savaşı
vermeye başladı...Armut piş, ağzıma düş zamanları fi tarihine
karıştı. Kavimler, kabileler, ırklar halinde yeryüzüne saçılıp,
dağıldı insanlar...Fertler arası ilişkiler, kavimler arası
ilişkiler kuruldu. Alış-veriş, savaş-barış süreçleri
yaşandı. Hz Adem'den yüzlerce yıl sonra paranın icadı
ilişkilere ve ticarete yeni bir boyut , farklı bir soluk getirdi.
Paranın mucitleri ticari ilişkilere kolaylık olsun fikriyle ortak
bir değer oluşturmak için bu işe girişmişlerdi. O çağlarda
bir yaratılmış olarak kendilerinden binlerce yıl sonra gelecek
olan nesillerin tapınacağı bir tanrı var ettiklerini hayal dahi
edemezlerdi...
Yaratıcı
insanı kendisine kul olması için yarattı...Kul, parayı icat
etti...Sonraki kullar ise onu yüceltti, kutsadı ve tapınılacak
bir tanrıya dönüştürdü. -'Ancak bana kulluk etsinler!' buyruğu
zamanın ademlerinin vicdanlarında işitilmez yankılar olarak
kaldı. Para Tanrısı, hükümranlığı ele geçirdi. Günün
yirmidört saatinin ekser kısmı Para Tanrısı'na ibadetle ya da
onun ihtişamlı krallığını tefekkürle geçiyor. Onun azametine
kullar boyun eğiyor, kudretine hayran oluyor. Gaflet anında
tevbelerle, fazla ibadetle Para Tanrısı'ndan af dileniyor. Onu
bulan diğer kaybettiklerine ehemmiyet vermediği gibi daha fazlasına
nail olacağının hülyalarına dalıyor...Onu yitiren hayata
küsüyor, iflah olmaz dertlere düçar oluyor. Kimine bir adım,
kimine bin adımla mukabele ediyor Para Tanrısı...Kimine de bu da
benim bir kulum deyip dönüp bakmıyor bile...Kimileri gece gündüz
abid ve zahid Para Tanrısı'na karşı oldukça mazbut ve
muhabbetli...Kimileri biraz laçka ve fasık ve hatta tanrı tanımaz
halde.
Kulların
parası olduğu gibi paranın da kulları var. Kulun mu parası
çoktur yoksa paranın mı kulu çoktur bunu bilemeyiz. Açık seçik
ve net olan bir gerçek varsa dillendirilmese de Para Tanrı'sı
toplumsal kabullenişe mazhar olmuş bir olgudur. Onun kudretine ram
olmuş milyonlarca halk yığını, ülkeler, medeniyetler ve kıtalar
mevcut. Yiten bunca değere karşın Para Tanrısı kudsiyetini
günbegün pekiştiriyor. Takvası nispetinde kullar fevc fevc
kendini paralarcasına mabedlerine akın ediyor. Fahişe iffetini
onun için hiçliyor...Evlat babasını onun için kesip kurban
ediyor. Siyasetçi ona mazhar olmak gayesi ile gecesini gündüzüne
katıyor. Üfürükçü hocalar, hokkabazlar onu elde edebilmek
arzusuyla şaklabanlıklar sergiliyor...Para el kiri olmaktan baş
tacı olmaya terfi ettiriliyor...Hayat- memat ona olan muhtaciyete
bina ediliyor.
Para en
züğürdünden, en milyarderine her bir kulun dilinde vird
olmuş...Para para para!... diye buyuran zat-ı meşhur yüzlerce yıl
evvel o tanrıyı haber verip işaret etmekteymiş meğer. Şimdiki
hallerimizi görse alaylı alaylı bakıp küçümser bir edayla -ne
oldu... dediğime geldiniz mi ? Derdi.
Kefenin cebi
yok, kefen parası var!...Paranın dini, imanı yok Para Tanrısı
var!...Herkes cürmünce tapınıyor...Onun namına alıyor,satıyor,
ekiyor biçiyor...Söylüyor,susuyor...Onun namına savaşıyor onun
namına sevişiyor. Para için sevmek ve para için buğzedip
kinlenmek... İşte Para Tanrısı'nın sadık kullarının zühdde
zirvesi...
Para
Tanrısı'nda kulları cezbeden , onların ruhlarına tesir eden
,onları böylesine tapındırıp kendisine ram eden kudretin esrarı
nicedir ve nerden gelmektedir?...Para Tanrısı peşin
çalışır...Ferah bir ev, lüks bir araba, manken gibi gibi bir eş,
rüya gibi bir tatil, cennet gibi bir hayat...Sosyal yaşamda nüfuz
ve itibar.... Ve daha nice nice nimetleri ölmeyi beklemeden,
sorguya suale çekmeden, meşru-gayrimeşru ayrımı yapmadan en
akıllıca ve en çok abid olan kurnaz kullarına peşin peşin
sunar...Felaha ermiş bu kullardan mülhem aynel yakin peşin cennete
şahit olan diğer kullar da imana gelir ve Para Tanrısı'na rücu
eder...Ardından rüku ve ardından secde ile onun rızasını
kazanmaya ve ondan gelecek cennet hayatının hayaline dalmaya
başlar..
Allah'ın
kulları, veresiye cenneti Para Tanrısı'nın peşin cennetine
karşılık satarlar, Allah'a karşı olan vazifelerinden feragatla
Para Tanrısı'nın buyruğuna hevesle girerler...Ve Para Tanrısı
Yüce Yaratandan aşırdığı kullar eliyle kendi hükümranlığını
pekiştirir. İnkarında peşin cehennem, ihyasında peşin cennet
vaadi her bir kulun ruhunun derinliklerinde yankı bulur...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder