2 Ekim 2016 Pazar

ADALET, KARGA, YILAN VE ÇOBAN

    Hoca efendilerin hutbeden inmeden önce okudukları bir ayet vardır. Önce Arapçasını sonra da Türkçesini okurlar. İş-güç derdi, dünya telaşesi cemaatin, Arapçasını dinledikleri bu ayetin Türkçesini sonradan merak edip öğrenmelerine fırsat tanımayacağı bilindiğinden ayetin Türkçe anlamı da sıcağı sıcağına Hoca Efendilerce cemaatin bilgisine sunulur.
   Sebep; sonradan ben görmedim, duymadım, haberim olmadı denmesin. Yüzlerce müminin şahitliğinde ayetin buyruğu cümle cemaate mevki, makam, meslek ve meşrep gözetilmeksizin deklare edilir. Tebliğ olunur, açıklanır ve bildirilmiş olur.
   ‘Şüphesiz ki Allah size adaleti…’  Arapçada ‘inne’ katiyet ve kesinlik bildiren kelimedir. Kesinkes, şeksiz-şüphesiz, muhakkak, katiyen anlamlarına gelir. ‘Şüphesiz ki Allah size adaleti, iyilik yapmayı, yakın akrabaya yardım etmeyi emreder. Azgınlığı, kötü işleri ve haddi aşmayı yasaklar…’ 
    Adalet yalnızca mülkün temeli değil aynı zamanda Allah’ın tüm inananları sorumlu tuttuğu bir davranış biçimidir. Allah adaletli olmayı yalnızca yargı mensuplarına has kılmamıştır. Öyle olsa hakimler, savcılar ve yargıçlar hitabıyla buyururdu.
   Her Cuma tekrar ediyor bu ayetin ve anlamının tebliğ edilmesi. Israrla ve üzerine basa basa…  Tüccar adaletli olacak, alıcı adaletli olacak, işveren adaletli olacak, çalışan adaletli olacak. Amir adil olacak, memur adil olacak. Hakkı gözetecek, hukuku çiğnemeyecek. Azgınlık etmeyecek. Paraya pula tapınıp ineği bırakıp sinekten yağ çıkarma çabasına girmeyecek.
    Patron emekçisinin hakkı olanı verecek, emekçi aldığının hakkını… Öğretmen adil olacak. Komutan adil olacak. Siyasetçi adil olacak. Ve adalet dağıtan yargıçlar da adil olacak.
    Haftada bir adaletli olmayı hatırlatıyor Hoca efendiler… Unutuyoruz demek ki… Ya da önemsemiyoruz. Üzerinde durup düşünmüyoruz belki de… Ayetin devamında ‘…O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor!’ diyor.
    Adaletin Sarayı yoktur. Onun hüküm süreceği, taht kurup yerleşeceği yer vicdanlarımızdır. Görkemli Adalet Sarayları, ihtişamlı binalar işlerin tamamen çığırından çıktığı zamanda devreye giren yerlerdir. Adalet dağıtır. Sulh etmese de sükûnu sağlar.  
    Zengine aşağıdan, fakire tepeden bakmak adalet değildir. Amire yalakalık, memura ağalık yapmak adalet değildir. Şahsi menfaatlerini her şeyden üstün tutmak adalet değildir. Birilerinin sırtına basıp yukarılara tırmanmak haddi aşmaktır, fenalıktır ve Allah, aşırılık edenleri sevmez. En tepeye çıktığını sandığı anda tepesi üstü en aşağıya düşürür.
    Kişisel çekişme ve rekabet adaletli olmayı engelliyorsa bu aşırılıktır, kötülüktür. Trafikte kabahatli olup, baskın çıkmak, hayasızlıktır, ahlaksızlıktır.
    Adaletli olmak ben Müslümanım diyen her kulun vazifesidir ve karınca kararınca herkes ezdiği karıncadan, kırdığı daldan sorumludur. İlla yargıç olmak gerekmez.
    İslam peygamberi; ‘Hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden mesulsünüz!’ buyuruyor. Komşunun tarlasında otlayan sürünüzün hesabı sizden sorulur. Yine engel olabilecekken sustuğunuz bir kötülükten, başkasına yapılan bir haksızlıktan devşirmeyi umduğunuz ikbal beklentisinden… Güttüğünüz gelen ağam, giden paşam mantığından… Bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesine biat etmekten sorumlusunuz.
     Oto tamircisi işinin hakkını vermeli. Boya badanacı işinin hakkını vermeli. Taksici esnafı fazla para almak için yol bilmeyeni dolandırıp durmamalı.
     Önce adil olmalı, sonra aynı adaleti herkesten beklemeli. Alacağına şahin vereceğine karga olunan bir adalet anlayışı, karga adaleti olur.
     Adalet rehberdir. Ve rehberi karga olanın vay haline… Onuruna da yazık, burnuna da… Gül koklamaya layık olan bir burnu kimsenin boka bulamaya hakkı yoktur! Allah onun da hesabını sorar.

    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder