‘ Bedevinin biri bir
dağ başında salya sümük ağlıyormuş. Oradan geçen bir adam dayanamayıp yaklaşmış
yanına:
– Hayırdır kardeş
seni kederlendirip böyle şiddetli ağlatan ne derdin var?
Bedevi koluyla gözyaşlarını silip, başını kaldırmış, kan
çanağı gözlerini adama çevirmiş. Az ötede sessiz sedasız yatan köpeği
göstermiş.
-Benim köpeğim bu… Öyle sadık, öyle akıllı ve öyle
maharetliydi ki…
-Eee nesi var köpeğinin?
-O, şimdi açlıktan ölmek üzere, ona ağlıyorum!
- Onu doyuracak bir şeyin yok mu versen de ölmese
hayvancağız?
-Var ama veremem…
-Nedenmiş o?
-Sen var git yoluna ben de yasımı tutayım. Bilmez misin ekmek
parayla, gözyaşı bedava… ‘
Ağlamak bedava…
Dertlenmek bedava… İnşallah, maşallah, biiznillah, fe sübhanallah bedava. Dert
dinlemek bedava. Acımak, yazıklanmak iyi dilek ve temenni de bulunmak bedava…
Gönülden yük atılır, dile de yük olmaz. Dua etmek bedava, sıhhat, afiyet
dilemek bedava…İlaç parayla, ekmek, su parayla… Selam bedava, kelam bedava,
nasihat bedava… Akıl vermek bedava…
Gönlü zengin
insanlarımız, vicdanı hasis sevenlerimiz öyle bereketli ve öyle bol ki… Allah
onlara zeval vermesin. Yürekleri iyilikle dolu, dilleri dualı,gönülleri bin
odalı… El cebe gitmedikçe hudutsuz bir zenginliği seferber ederler. Gülüm sana
kıyamam, seni sevmelere doyamam işin ucu yeter ki cukkaya dayanmasın, ağzımızın
tadı kaçmasın… Gönül kapım ardına kadar açık sana, yeter ki şu elim cebime
varmasın.
Ağlamak
kutsaldır! Acımak kutsaldır. Merhamet etmek kutsaldır… İnsanların derdini dert
edinmek insancadır ve insaniyete yakışan odur. Sevgi kutsaldır. Riya günahtır.
Özde olmayanı söze vurmak riyadır.
Kuru sevgilerin,
kuru saygıların en bereketli mevsimindeyiz. Sevgi beleş, saygı beleş… Tatlı dil
yılanı deliğinden çıkarır. Tatlı dil de beleş…
Yeni bir evi
seviyorsun, yeni bir arabayı seviyorsun… Uzaktan sev! içine yerleşip oturma,
balkonuna çıkma, mutfağında çay içme, salonunda misafir ağırlama öyle sev yeni
evi… Uzaktan ve içten sev… Yeni arabanın direksiyonuna geçme, koltuğuna oturma,
otobana çıkıp gaz pedalına basma… Geriden sev, gönülden sev… Beleş sev, para
vermeden, külfete girmeden sev… Öyle kabullen, öyle benimse gönül zenginliğin
ve temiz yüreğinle kucakla olmaz mı?
Pamuk ellerin cebe inmediği sevgiler
şüphelidir. Külfetsiz nimet olmaz. Gülü seven dikenine katlanır. Tatlı dil para
etmez karşındaki yılan değilse. Boş lafla peynir gemisi yürümez, taşıma suyla
değirmen dönmez… Çağıldamak, gürüldemek lazım.
Halep oradaysa
arşın burada… Bir iyiliği ortaya koymak için insanların sana el açıp mihnet
etmelerini kolluyorsan sen karaborsacı bir tüccarsın ve ucuza mal ettiğin bir
iyiliği çok pahalıya satmak niyetindesin. Kalbinin temizliğini sorgula… Bana
dokunmayan yılan bin yaşasın diyorsan belki de yılan olan sensin cinsini
sorgula…
Bedava sirke
baldan tatlıdır derler, balın tadını bilmedikleri için. Bedava sirkeyi terk et… Balı al parasını ver
ama verdiğin parayı ballandırma… Erdemli olan budur…
Kuru kuruya
sevme… Yağmur gibi sev, güneş gibi sev, toprak gibi sev… Gök gibi gürleme,
yağmur gibi yağ. Yağ ki baharın geldiği
bilinsin, yağ ki dünya çöl olmasın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder