10 Ocak 2016 Pazar

YAĞMAYACAKSAN GÜRLEME!

  ‘ Bedevinin biri bir dağ başında salya sümük ağlıyormuş. Oradan geçen bir adam dayanamayıp yaklaşmış yanına:
  – Hayırdır kardeş seni kederlendirip böyle şiddetli ağlatan ne derdin var?
Bedevi koluyla gözyaşlarını silip, başını kaldırmış, kan çanağı gözlerini adama çevirmiş. Az ötede sessiz sedasız yatan köpeği göstermiş.
-Benim köpeğim bu… Öyle sadık, öyle akıllı ve öyle maharetliydi ki…
-Eee nesi var köpeğinin?
-O, şimdi açlıktan ölmek üzere, ona ağlıyorum!
- Onu doyuracak bir şeyin yok mu versen de ölmese hayvancağız?
-Var ama veremem…
-Nedenmiş o?
-Sen var git yoluna ben de yasımı tutayım. Bilmez misin ekmek parayla, gözyaşı bedava… ‘
      Ağlamak bedava… Dertlenmek bedava… İnşallah, maşallah, biiznillah, fe sübhanallah bedava. Dert dinlemek bedava. Acımak, yazıklanmak iyi dilek ve temenni de bulunmak bedava… Gönülden yük atılır, dile de yük olmaz. Dua etmek bedava, sıhhat, afiyet dilemek bedava…İlaç parayla, ekmek, su parayla… Selam bedava, kelam bedava, nasihat bedava… Akıl vermek bedava…
     Gönlü zengin insanlarımız, vicdanı hasis sevenlerimiz öyle bereketli ve öyle bol ki… Allah onlara zeval vermesin. Yürekleri iyilikle dolu, dilleri dualı,gönülleri bin odalı… El cebe gitmedikçe hudutsuz bir zenginliği seferber ederler. Gülüm sana kıyamam, seni sevmelere doyamam işin ucu yeter ki cukkaya dayanmasın, ağzımızın tadı kaçmasın… Gönül kapım ardına kadar açık sana, yeter ki şu elim cebime varmasın.
     Ağlamak kutsaldır! Acımak kutsaldır. Merhamet etmek kutsaldır… İnsanların derdini dert edinmek insancadır ve insaniyete yakışan odur. Sevgi kutsaldır. Riya günahtır. Özde olmayanı söze vurmak riyadır.
     Kuru sevgilerin, kuru saygıların en bereketli mevsimindeyiz. Sevgi beleş, saygı beleş… Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Tatlı dil de beleş…
     Yeni bir evi seviyorsun, yeni bir arabayı seviyorsun… Uzaktan sev! içine yerleşip oturma, balkonuna çıkma, mutfağında çay içme, salonunda misafir ağırlama öyle sev yeni evi… Uzaktan ve içten sev… Yeni arabanın direksiyonuna geçme, koltuğuna oturma, otobana çıkıp gaz pedalına basma… Geriden sev, gönülden sev… Beleş sev, para vermeden, külfete girmeden sev… Öyle kabullen, öyle benimse gönül zenginliğin ve temiz yüreğinle kucakla olmaz mı?
    Pamuk ellerin cebe inmediği sevgiler şüphelidir. Külfetsiz nimet olmaz. Gülü seven dikenine katlanır. Tatlı dil para etmez karşındaki yılan değilse. Boş lafla peynir gemisi yürümez, taşıma suyla değirmen dönmez… Çağıldamak, gürüldemek lazım.
    Halep oradaysa arşın burada… Bir iyiliği ortaya koymak için insanların sana el açıp mihnet etmelerini kolluyorsan sen karaborsacı bir tüccarsın ve ucuza mal ettiğin bir iyiliği çok pahalıya satmak niyetindesin. Kalbinin temizliğini sorgula… Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorsan belki de yılan olan sensin cinsini sorgula…
       Bedava sirke baldan tatlıdır derler, balın tadını bilmedikleri için.  Bedava sirkeyi terk et… Balı al parasını ver ama verdiğin parayı ballandırma… Erdemli olan budur…

      Kuru kuruya sevme… Yağmur gibi sev, güneş gibi sev, toprak gibi sev… Gök gibi gürleme, yağmur gibi yağ.  Yağ ki baharın geldiği bilinsin, yağ ki dünya çöl olmasın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder