10 Ocak 2016 Pazar

BAĞCIYI DÖVMEK

 Eşeğini dövemeyen semerini döver. Hayvan severlerin gazabını ve antipatisini celbetmemek adına olağan bir davranıştır bu. Semeri dövenin niyeti aslında eşeği dövmektir değer yargılarından ve bir kısım bakış açılarının olumsuz olabileceği kanaatinden hasıl,  semerin tozunu silkeleme bahanesinin ardında gerçek niyetlerini gizlerler. Semerin darb esnasında çıkardığı patırtı seslerinden öfkelerini susturabilecek bir doyum bulurlar ve hayalen eşekten intikam almış olurlar.
      Din İşleri Yüksek Kurulu lamsız cimsiz  bir linçe maruz kaldı. Suiniyet taşımayan bir safiyetle maksatlı sorulara verdiği fıkhi saikleri esas alan cevaplar neticesinde sansasyonal sonuçların ortaya çıkmasında her şeyden habersiz bir figüranken kötü karakter rolündeki aktör olarak lanse edildi. Sonuç itibariyle fetva kurulu lağvedildi. Yorgan gitti fakat kavga bitmedi, bitmeyecek.
      Haber evirildi, çevrildi, kesildi, biçildi yamandı, ütülendi, yıkandı, kirlendi en son ‘hoca keçi çaldı!’ olarak iri puntolarla baş sayfada kendine yer buldu. İşin aslını astarını öğrenmek gibi gaye taşımayan tepkiselliği maksimumda seyreden güruh mal bulmuş mağribi misali habere bodoslama daldı. Gün doğmuş, ganimet bulunmuştu. Yiyin efendiler yiyin, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin!  İyi deşarj oldular. Vurun abalıya hesabı vurdukça vurdular. Meğer ne çok fırsat arayanı varmış, meğer ne çok sevmeyeni varmış. Mimliymiş demek ezelden.
    Kurt kuzuya seni yiyeceğim demiş. Kuzu; ben sana ne yaptım ki kurban olayım demiş.  Suyumu bulattın! İyi de ben derenin alt kısmındayım senin suyunu bulatamam ki… Olsun demiş kurt ben yine de seni yiyeceğim. ‘Hiçbir gerçek beni bu kadim kararımdan döndüremez!’
    Kurul başkanı açıklama yaptı… Bu şekilde bir fetva verilmedi, biz su falan bulatmadık bahse konu durum dinin ve diyanetin mantalitesine aykırıdır ve biz buna muhalif bir olur vermiş olamayız dedi. Biz keçi çalmadık ekmek, Mushaf çarpsın… Bağcıyı dövmenin bahanesi zaten üzüm yemek olurmuş öyle de oldu. Bağcı sopayı yedi üzüme kimse ilişmedi.
    Semerin şahsında eşek dövülür. Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla! Diyanetin şahsında dinin açıkları aranır. Hocanın sarığına kulp takanın gayesi dine dil uzatmak olur hep. Dindar birinin kabahati dine mal edilmeye çalışılır. Ortada ayan beyan bir Dini Mübin varken labirentlerde, kıyıda köşede ona atfedilecek bir nakıslık aranır.  Gaye kaş yapmak olmayınca kalemin sivri ucu gelip tamda gözbebeğine kaçıveriyor. Dine duyulan antipati din adamlarının şahsında sahneleniyor. Dine duyulan öfke ve kin dindarların tökezlemesinde açığa çıkmak için fırsat kolluyor. Bu fırsatı da zaten ziyadesiyle buluyor. Hayrını görsünler.
    Allah katında Diyanet İşleri Başkanı, cami imamı, ilçe müftüsü, banka müdürü, parti başkanı, dernek üyesi ve mahalle muhtarı birdir. Birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Hiç biri için torpil yoktur. Herkes yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını verecektir. Dine mesafeli duran da hesaba çekilecek, dini yaşamaya gayret eden de…  Kimseye ‘ yahu senin zaten dinle imanla alakan yoktu seni sorgudan muaf tutuyoruz, zaten bu konulara yabancıydın!’ denmeyecek.
    Artık üzülen üzülmesin, sevinen sevinmesin. Cami imamı kadar, kahvehanede kağıt çeviren de dinin gereklerinden mesuldür. Bilmeyen için neden öğrenmedin, bilen için neden bildiğine uymadın denecek. Allah herkese akıl vermiş, kalp vermiş, göz vermiş, izan vermiş. Aklı sor öğren diye, kalbi sev, hisset diye, gözü gerçeği gör, ayırt et diye vermiş…
    Un, şeker ve yağı veren senden helva yapmanı istiyor. Al bunları güzel bir helva yap diyor.  Tarifi de vermiş eline… Helva yapmak isteyen helva yapar elinden geldiğince tarife sadık kalır emeğini yüreğini ortaya koyar… Buyruk sahibi eksiğiyle fazlasıyla emeği görür ve şefkatle taltif edip ödüllendirebilir.  Helva sevmeyen ilaveler yapar tuz, biber, salça, kimyon ne bulmuşsa katar harca… Öfke, isyan, kin ve nefret… Nefsinin, egosunun teşvikiyle acı, lezzetsiz ve iğrenç kokan bir hamur yapar. Şunu demiştir; ben helvaya karşıyım… Una, şekere, yağa karşıyım. Ben aslında sana karşıyım.  Bu yüzdendir bu tatsız tuzsuz ve iğrenç kokan şeyi sana sunuşum… Aslında ben sana hesap vermeye de karşıyım…
     Ben Tanrı’yım… Egom sana boyun eğmeme izin vermiyor… Dinine karşıyım… Diyanete de karşıyım. Helva benim damak tadıma uymuyor. İnsanların helva için seferber olmaları beni küplere bindiriyor bu sebeple onları taciz etmekle kendime doyum buluyorum.

     Ve Allah herkesi hesaba çeker… Dindarı da, kindarı da… Dindara torpil olmadığı gibi, kindara da sorgudan muafiyet yoktur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder