Eşeğini dövemeyen
semerini döver. Hayvan severlerin gazabını ve antipatisini celbetmemek adına
olağan bir davranıştır bu. Semeri dövenin niyeti aslında eşeği dövmektir değer
yargılarından ve bir kısım bakış açılarının olumsuz olabileceği kanaatinden
hasıl, semerin tozunu silkeleme
bahanesinin ardında gerçek niyetlerini gizlerler. Semerin darb esnasında
çıkardığı patırtı seslerinden öfkelerini susturabilecek bir doyum bulurlar ve
hayalen eşekten intikam almış olurlar.
Din İşleri
Yüksek Kurulu lamsız cimsiz bir linçe
maruz kaldı. Suiniyet taşımayan bir safiyetle maksatlı sorulara verdiği fıkhi
saikleri esas alan cevaplar neticesinde sansasyonal sonuçların ortaya
çıkmasında her şeyden habersiz bir figüranken kötü karakter rolündeki aktör
olarak lanse edildi. Sonuç itibariyle fetva kurulu lağvedildi. Yorgan gitti
fakat kavga bitmedi, bitmeyecek.
Haber evirildi,
çevrildi, kesildi, biçildi yamandı, ütülendi, yıkandı, kirlendi en son ‘hoca
keçi çaldı!’ olarak iri puntolarla baş sayfada kendine yer buldu. İşin aslını
astarını öğrenmek gibi gaye taşımayan tepkiselliği maksimumda seyreden güruh mal
bulmuş mağribi misali habere bodoslama daldı. Gün doğmuş, ganimet bulunmuştu.
Yiyin efendiler yiyin, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin! İyi deşarj oldular. Vurun abalıya hesabı
vurdukça vurdular. Meğer ne çok fırsat arayanı varmış, meğer ne çok sevmeyeni
varmış. Mimliymiş demek ezelden.
Kurt kuzuya seni
yiyeceğim demiş. Kuzu; ben sana ne yaptım ki kurban olayım demiş. Suyumu bulattın! İyi de ben derenin alt
kısmındayım senin suyunu bulatamam ki… Olsun demiş kurt ben yine de seni
yiyeceğim. ‘Hiçbir gerçek beni bu kadim kararımdan döndüremez!’
Kurul başkanı
açıklama yaptı… Bu şekilde bir fetva verilmedi, biz su falan bulatmadık bahse
konu durum dinin ve diyanetin mantalitesine aykırıdır ve biz buna muhalif bir
olur vermiş olamayız dedi. Biz keçi çalmadık ekmek, Mushaf çarpsın… Bağcıyı
dövmenin bahanesi zaten üzüm yemek olurmuş öyle de oldu. Bağcı sopayı yedi
üzüme kimse ilişmedi.
Semerin şahsında
eşek dövülür. Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla! Diyanetin şahsında dinin
açıkları aranır. Hocanın sarığına kulp takanın gayesi dine dil uzatmak olur
hep. Dindar birinin kabahati dine mal edilmeye çalışılır. Ortada ayan beyan bir
Dini Mübin varken labirentlerde, kıyıda köşede ona atfedilecek bir nakıslık
aranır. Gaye kaş yapmak olmayınca
kalemin sivri ucu gelip tamda gözbebeğine kaçıveriyor. Dine duyulan antipati
din adamlarının şahsında sahneleniyor. Dine duyulan öfke ve kin dindarların
tökezlemesinde açığa çıkmak için fırsat kolluyor. Bu fırsatı da zaten
ziyadesiyle buluyor. Hayrını görsünler.
Allah katında
Diyanet İşleri Başkanı, cami imamı, ilçe müftüsü, banka müdürü, parti başkanı,
dernek üyesi ve mahalle muhtarı birdir. Birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Hiç
biri için torpil yoktur. Herkes yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını
verecektir. Dine mesafeli duran da hesaba çekilecek, dini yaşamaya gayret eden
de… Kimseye ‘ yahu senin zaten dinle
imanla alakan yoktu seni sorgudan muaf tutuyoruz, zaten bu konulara
yabancıydın!’ denmeyecek.
Artık üzülen
üzülmesin, sevinen sevinmesin. Cami imamı kadar, kahvehanede kağıt çeviren de
dinin gereklerinden mesuldür. Bilmeyen için neden öğrenmedin, bilen için neden
bildiğine uymadın denecek. Allah herkese akıl vermiş, kalp vermiş, göz vermiş,
izan vermiş. Aklı sor öğren diye, kalbi sev, hisset diye, gözü gerçeği gör,
ayırt et diye vermiş…
Un, şeker ve yağı
veren senden helva yapmanı istiyor. Al bunları güzel bir helva yap diyor. Tarifi de vermiş eline… Helva yapmak isteyen
helva yapar elinden geldiğince tarife sadık kalır emeğini yüreğini ortaya
koyar… Buyruk sahibi eksiğiyle fazlasıyla emeği görür ve şefkatle taltif edip
ödüllendirebilir. Helva sevmeyen
ilaveler yapar tuz, biber, salça, kimyon ne bulmuşsa katar harca… Öfke, isyan,
kin ve nefret… Nefsinin, egosunun teşvikiyle acı, lezzetsiz ve iğrenç kokan bir
hamur yapar. Şunu demiştir; ben helvaya karşıyım… Una, şekere, yağa karşıyım.
Ben aslında sana karşıyım. Bu yüzdendir
bu tatsız tuzsuz ve iğrenç kokan şeyi sana sunuşum… Aslında ben sana hesap
vermeye de karşıyım…
Ben Tanrı’yım…
Egom sana boyun eğmeme izin vermiyor… Dinine karşıyım… Diyanete de karşıyım.
Helva benim damak tadıma uymuyor. İnsanların helva için seferber olmaları beni
küplere bindiriyor bu sebeple onları taciz etmekle kendime doyum buluyorum.
Ve Allah herkesi
hesaba çeker… Dindarı da, kindarı da… Dindara torpil olmadığı gibi, kindara da
sorgudan muafiyet yoktur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder