Otobüs duraklarında, elektrik direklerinde sıkça rastladığım bir ilan
enflasyonundan bahsetmek istiyorum. ‘Nakite mi sıkıştınız? Bankalar sizi
mimledi mi? İkinci,üçüncü ,beşinci krediye mi ihtiyaç duyuyorsunuz?...Emekliye,
memura ev hanımına, işsize her kim olursa olsun ayrımcılık yapmadan herkese
kredi çıkarılır,bir günde sonuçlandırılır… ‘
‘ Kredi alamıyor musunuz? Başınız dara mı düştü? Bankaların kara listesinde
misiniz? Bize ulaşın,bizi arayın anında çözelim,aynı gün parayı cebinizde
bilin…Kredi de çözüm ortağınız biziz. Biz kimseyi mimlemeyiz. Bu ve buna benzer
sloganlarla tanıtım ve reklam yapıyorlar. Başı sıkışmışa, dara düşene ,naçar
kalana merhem oluyor, sıkıntılarını def edip onları huzura
kavuşturuyorlar! Kaç paraya muhtaçsın beş bin diyelim o parayı
bankanın senin hizmetine vermesine aracılık ediyorlar…Hayırlı bir işe
vesile oluyorlar…Sen oh şükür sıkıntım hafifleyecek,rahat bir nefes alacağım
diye mutlu oluyorsun…Ve gönlünden kopa kopa sana yardımcı olan bu kardeşlerin
payı olan meblağı bir zahmet bayılıyorsun en az beş yüz tl.
Ölümü görüp sıtmaya razı olan sendin ve o meblağı seve seve veriyorsun.
Kredi miktarı büyüdükçe aracı ağabeylerin payı da büyüyor…Elli bin tl lik bir
kredi kullanımının aracılık tutarı 3000-5000 tl ye kadar çıkabiliyor. Bu
kardeşler senin içine düştüğün krizi kendileri için fırsata
dönüştürüyorlar. Tek kuruş yatırım yapmadan,beş kuruşluk riske girmeden…Ve
devlet kasasına bir damla vergi akışı sağlamadan kendilerine bir saadet inşa
ediyorlar. Maliyemiz çalışanlarından durakta otobüs bekleyen bir memur var
mıdır? Bankacılık sektöründe istihdam olunan bir yetkili yahut yetkisiz çalışan
var mıdır kazaen bu ilanlardan birinin yapışılı olduğu direğe çarpıp ta o
ilanı fark eden? Usulsüz kredi vermek suçtur. Usulsüz krediye aracılık
etmek suçtur…Bu aracılıktan rant sağlamak adi tefeciliktir ve tefecilik de
suçtur. Cezası altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır. Bir gün
haberlerde bu tarz bir aracılık işiyle uğraşanın adliye koridorlarında arzı
endam etmesinin bekleyicisiyim. Denize düşenin sarıldığı yılan olmaya can atan
bu kadar fırsatçı olabileceğini doğrusu bilmezdim. Bu yılanın başını ezecek
devlet eline cidden ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Denize düşen yılana sarılır…Demek etrafta insanı kurtaracak insan
kalmamıştır…Ya da denize düşen bir insana sarılmayı yılana sarılmaktan daha
tehlikeli görmektedir. Çeşitlemeyi artırabiliriz. Yılanı toplum olarak
yücelttik…Besledik ve büyüttük…Düştüğümüzde sarılabilecek zehirli de olsa
varımız yoğumuz bir yılanımız var ve biz hep ona sarıldık. Kimse kimseden borç
isteyemez oldu…Bin liraya mı ihtiyacın var? Ahmet’e, Mehmet’e mihnet etme
git bankadan iste. Seni ısırsa da canını yaksa da gün olup devran dönse bile
başına kakmaz. Kardeş kardeşe borç alıp vermez oldu…Modern tefeci bankalar
Şahmeran’a döndü. Geeel krediye gel, sudan ucuz almasan da bakmadan geçmeee!
Hatır gönül kalmadı. Sonra da düşenin dostu olmaz…Denize düşen yılana sarılır…
Borç isteme benden buz gibi soğurum senden…Git yılana sarıl…Yılan dururken
neden benden istersin,hangi çağdayız arkadaşım? Yılanı yücelttik, yılanı
kutsadık…Ve adet oldu ısırılıp ısırılıp yılana sarılmalarımız….ve galiba
bağışıklık kazandık onun zerkettiği katmerli faiz zehrine…Faiz batağında
boğulan zincirsiz kölelerden mürekkep bir topluma dönüştük…Kendimizin olmayan
arabalarda yollara revan olduk…sahip olmadığımız meskenleri mülk edindik…
Gergin,stresli, dalgın ve asosyal bireylere dönüştük. Caka satmak namına
Şahmeranı kanımızla,emeğimiz ve helal kazancımızla besledik te besledik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder