3 Ocak 2016 Pazar

BİR GARİP ADALET

       İmam efendi hutbeyi Kur’an’dan  bir ayeti ve anlamını okuyarak bitirir. Ayetin mealinde der ki:’ Hiç şüphesiz  ki Allah size adaletli olmayı,yakın akrabaya yardım etmeyi  emreder. Hayasızlığı,fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar….’
       Cuma namazı müdavimleri bu ayeti ve anlamını neredeyse ezberlemişlerdir. Buna rağmen İmam Efendi her Cuma  aynı  ayeti tekrarla hutbesini sonlandırır.  Şüphesiz ki  Allah adaleti…. Ve sonunda:’ O, size düşünüp,tutasınız diye öğüt verir.’  Adalet; haklıyı haksızdan ayırma, haklıya hakkını verme ve haksızın da hakkından gelme olarak düşünülebilir. Sosyal ve çok geniş içerikli bir kavramdır adalet. Adalet karşısında boynumuz kıldan ince denmiştir. Şeraitin (adalet) kestiği parmak acımaz denmiştir.
       Toplumun tabanında örselenmiş,yıpranmış, iş yapamaz haldeki adalet olgusunun tepe noktada işlevsellik  bulacağını düşünmek yanılgıdan öte bir şey değildir. Güçlü olanın haklı olana galebe ettiği sosyal düzende tepede de işler aynı şekilde yürüyecektir. Filanca yakinimdir ilgileniniz…Araya adam koymak bize has bir şey zannımca. Hallolmayacak işlerin araya giren hatırlılarca suhulet içerisinde çözüme kavuşması olağan işlerdendir. Ağzıyla kuş tutanın aşamayacağı engelleri bir ahbabın selamıyla aşabiliyorsak yahut bir başkası aşıyor da biz takılıp kalıyorsak, balık baştan kokmuştur. Filancanın torpili falancanın torpiline ağır basıyorsa…Liyakat değil de ahbabiyet birilerini belli mevkilere tayin ettiriyorsa tuz da kokmuş demektir.
       En basit işlerimiz için bir tanıdığa ihtiyaç duyuyorsak,adamın olmadı mı bu iş yatar diye inanmaya başlamışsak…En tepedeki adalet mekanizmasının çarklarının cidden adaleti tesis etmiş olabileceğine nasıl itimat edeceğiz? Adaleti olmayan sosyal yapının tepesinde adaletin tecelli ediyor olması adalete muhalif bir tecelli ediş olmaz mı?
       Gayri safi milli gelir kişi başı onbeşbin dolara çıkmış!...Filanca holdinglerin,falanca bankaların ettiği karların hayali ortakçısı, reelde ise yaban ötesi yabancısı olmak adalet midir?... Devletin A kurumunda aynı vazife ile vazifelendirilmiş memura üç kuruş, B kurumunda aynı statüdeki memura beş kuruş vermek adalet midir? Kamuda çalışan bir emekçi on kuruş alırken, yine kamuda çalışan ama taşeron farkı ile istihdam edilen emekçinin iki kuruş alıyor olması adalet midir? Taşeronun, emekçinin sırtından saltanata nispet eder bir hayat devşiriyor olması hak mıdır? Hak değilse de hakikat değil midir?
      Şüphesiz Allah adaletli olmayı emreder! İşittik ,duyduk,inandık. Cumayı da kıldık Allah kabul etsin…Camide olan camide kalır. Dini dünya işine karıştırmamak lazım. Realite budur. Çalışanın ekmeğinden ne kadar kısarsan senin karnın o kadar çok doyar.  Adamını bulmuşsan işini yürütürsün…Din ayrı dünya ayrı….Kurtlar sofrasından ekmek kapabilmenin kuralı düşene acımayacaksın…Düşersen acımazlar,seni bile yerler. Beş liralık işi üç liraya yaptırabiliyorsan akıllı sensin,şah sensin, padişah da sensin.
    Torpille minberi işgal eden imam- hatiplerin var olduğu, hem hafız, hem imam hatip lisesi mezunu olup benzinlikte pompacı olarak çalışanın bulunduğu...Güzel ülkenin güzel insanlarına selam olsun!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder