İmam efendi hutbeyi Kur’an’dan bir ayeti ve anlamını okuyarak bitirir.
Ayetin mealinde der ki:’ Hiç şüphesiz ki
Allah size adaletli olmayı,yakın
akrabaya yardım etmeyi emreder.
Hayasızlığı,fenalığı ve haddi aşmayı yasaklar….’
Cuma namazı müdavimleri bu ayeti ve
anlamını neredeyse ezberlemişlerdir. Buna rağmen İmam Efendi her Cuma aynı ayeti
tekrarla hutbesini sonlandırır. Şüphesiz
ki Allah adaleti…. Ve
sonunda:’ O, size düşünüp,tutasınız diye öğüt verir.’ Adalet; haklıyı haksızdan ayırma,
haklıya hakkını verme ve haksızın da hakkından gelme olarak düşünülebilir.
Sosyal ve çok geniş içerikli bir kavramdır adalet. Adalet karşısında boynumuz
kıldan ince denmiştir. Şeraitin (adalet) kestiği parmak acımaz denmiştir.
Toplumun tabanında
örselenmiş,yıpranmış, iş yapamaz haldeki adalet olgusunun tepe noktada
işlevsellik bulacağını
düşünmek yanılgıdan öte bir şey değildir. Güçlü olanın haklı olana galebe
ettiği sosyal düzende tepede de işler aynı şekilde yürüyecektir. Filanca
yakinimdir ilgileniniz…Araya adam koymak bize has bir şey zannımca.
Hallolmayacak işlerin araya giren hatırlılarca suhulet içerisinde çözüme
kavuşması olağan işlerdendir. Ağzıyla kuş tutanın aşamayacağı engelleri bir
ahbabın selamıyla aşabiliyorsak yahut bir başkası aşıyor da biz takılıp
kalıyorsak, balık baştan kokmuştur. Filancanın torpili falancanın torpiline
ağır basıyorsa…Liyakat değil de ahbabiyet birilerini belli mevkilere tayin
ettiriyorsa tuz da kokmuş demektir.
En basit işlerimiz için bir tanıdığa
ihtiyaç duyuyorsak,adamın olmadı mı bu iş yatar diye inanmaya başlamışsak…En
tepedeki adalet mekanizmasının çarklarının cidden adaleti tesis etmiş
olabileceğine nasıl itimat edeceğiz? Adaleti olmayan sosyal yapının tepesinde
adaletin tecelli ediyor olması adalete muhalif bir tecelli ediş olmaz mı?
Gayri safi milli gelir kişi başı
onbeşbin dolara çıkmış!...Filanca holdinglerin,falanca bankaların ettiği
karların hayali ortakçısı, reelde ise yaban ötesi yabancısı olmak adalet
midir?... Devletin A kurumunda aynı vazife ile vazifelendirilmiş memura üç
kuruş, B kurumunda aynı statüdeki memura beş kuruş vermek adalet midir? Kamuda
çalışan bir emekçi on kuruş alırken, yine kamuda çalışan ama taşeron farkı ile
istihdam edilen emekçinin iki kuruş alıyor olması adalet midir? Taşeronun,
emekçinin sırtından saltanata nispet eder bir hayat devşiriyor olması hak
mıdır? Hak değilse de hakikat değil midir?
Şüphesiz Allah adaletli olmayı
emreder! İşittik ,duyduk,inandık. Cumayı da kıldık Allah kabul etsin…Camide
olan camide kalır. Dini dünya işine karıştırmamak lazım. Realite budur. Çalışanın
ekmeğinden ne kadar kısarsan senin karnın o kadar çok doyar. Adamını bulmuşsan işini yürütürsün…Din
ayrı dünya ayrı….Kurtlar sofrasından ekmek kapabilmenin kuralı düşene
acımayacaksın…Düşersen acımazlar,seni bile yerler. Beş liralık işi üç liraya yaptırabiliyorsan
akıllı sensin,şah sensin, padişah da sensin.
Torpille minberi işgal eden
imam- hatiplerin var olduğu, hem hafız, hem imam hatip lisesi mezunu olup
benzinlikte pompacı olarak çalışanın bulunduğu...Güzel ülkenin güzel
insanlarına selam olsun!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder