Olmasaydın
olmazdık! Kulağa hoş gelen, anlamlı ve
minnet dolu bir ifade… Bir slogan, bir şemsiye, bir gölgelik, bir ülkü, bir
ortak kaygı, bir ortak payda, ortak kanı, bir tepki, bir çizgi, bir duruş…
Olmasaydın
olmazdık! Senin varlığın sayesinde biz var olduk, seninle hayat bulduk, seninle
varlık aleminde ete kemiğe büründük… Öyle ki olmasaydın, olmazdık! Sen olduğun
için biz var olduk yoksa bir hiçtik. Esamemiz
okunmazdı.
Kur’anda ‘O bir şeyin olmasını dilediğinde ona
sadece ‘OL’ der ve hemen oluverir.’
Buyurur Yüce Yaratıcı. Olmasaydın olmazdık sözü
hoş ama boş bir sözden ibarettir. Boş, beyhude, anlamsız, faydasız ve
hiçbir şey ifade etmeyen bir söz.
Nasrettin
Hoca’ya sormuşlar: -Hocam en son icadınız nedir? O da ‘karla ekmek yemeyi icat ettim amma ben
de bir şey anlamadım bu icattan!’ demiş.
Olmasaydın olmazdık sözü de karla ekmek yemek kadar lezzet verici ve
doyurucudur… Her ne kadar yiyen bundan hiçbir şey anlamasa da çekici bir yanı
vardır bu sözün onlar için. Şimdi bu sözü tefsir etmeye çalışalım, değişik
fikir tokuşturmalarıyla bunu irdeleyip anlamaya uğraşalım.
Senin olmadığın
bir hayatı reddediyoruz. Bu ülkümüze sadığız. Olmasaydın olmazdık ve senin var
olmadığın dünya hiç te yaşanılır bir dünya değildir. Olmasaydın olmayı
reddederdik. Tanrı bizi yaratmaya kalktığında,
itiraz eder olmamak için uğraş verirdik. Dünümüzü, bu günümüzü ve hatta
yarınımızı, dedemizi ve torunumuzu ulu bir yaratılmışın varlığına borçlandık. O
olmasaydı Mushaf çarpsın biz de olmazdık. Ben olmazdım, sen olmazdın, o
olmazdı, hiç birimiz olmazdık ve olmamak için eylem yapar, ayak direrdik.
Gölgelerin gücü
adına!... Olmasaydın olmazdık ve şimdi , olmasaydın da olurduk diyenlerin
karşısında saf tuttuk, birlik olduk. Seni düşünemeyen, akledemeyen ve
kutsamayanların zihnine kazıma
uğraşındayız. Azametini, celalini,
ululuğunu severek olmasa da korku ile onlara da hissettirmenin gayreti
içindeyiz. Biz Tanrı’dan sonra sana
tapındık. Tanrı’ dan sonraki yaratıcımızın sen olduğunda karar kıldık. Kurduğun
ülküde, gösterdiğin amaca yürümeye and içip, yemin ettik. And olsun ki
olmasaydın olmazdık! Dünyanın senin varlığını unutmasına izin vermeyeceğiz!
Senin naçiz bedenin çürüyüp gitmiş olsa
da saçtığın ışık bizi aydınlatmaya devam ediyor. Biz, senin aciz sevenlerin,
kurtardığın zavallı (!) milletin evlatları olarak sana minnet duyuyoruz ve hep
şükranla anıyoruz. Anmayanları şiddetle kınıyor ve boykot ediyoruz… Şüphesiz ki
senin ışıklar içinde uyuyan ruhun olan biteni her an görüp gözetliyor. Ve bir
gün bıçak kemiğe dayandığında damarlarımızdaki asil kanı zaptedemeyecek hale
geldiğimizde biliyoruz ki sana boyun eğmeyenler, kudretinden, azametinden ve
kerametinden şüphe duyanlar şaşkın fareler gibi kaçacak delik arayacak...Şüphesiz
ki biz o anın bekleyicileriyiz!
Olmasaydın
olmazdık… Başlı başına bir tapınma ifadesidir. Tanrılaştırma, kutsiyet atfetme
ve başlı başına yeni bir din icat etmedir. Bu söylemin yüceltilmesindeki ana
gaye hak dine karşı mesafeli ve önyargılı bir duruşu muhafaza etmektir. Kendini
İslam dininden soyutlamaya, onun öğretilerine cephe almaya adamışların virdidir
bu söylem. Arap milliyetinden bir peygamberi ve onun getirdiği dini
reddediştir. Allah’ın mutlak yaratıcı,
olduğunu ve O’nun ,külli iradesini inkarın ta kendisidir bu söylem. Ben
Müslümanım diyen bir şahsın şuurlu olarak söylemesi akla, mantığa tamamen zıt
bir durumdur.
Olmasaydın
olmazdık sözü bir istifra halidir ve pis kokular yayan bir kusmuktur. Kim ki
tabi olduğu ırk, bağlı olduğu mezhep, müntesibi bulunduğu cemaat büyüğü, annesi
yahut babası için bu sözü sarf
ederse ve aklı da kendinde olduğu halde
bunu ikrar ederse İslam dairesinden çıkmıştır. Yüce Yaratıcıya şirk koşmuştur.
Olmasaydın
olmazdık… Yüce Yaratan murad edecek ‘OL’ diyecek ve sen olmam diyeceksin öyle
mi?... Hadi oradan… Böyle olmadığını
bildiğin halde ‘olmasaydın olmazdık !’
diyen dilin haksız ve vahşi bir savaşın kanlı kılıcıdır bunun sen de
farkındasın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder