Diyanet açık ve net olarak fetvasını vermiş.
Milli Piyango almak kumardır ve kumar da dinen haramdır. Haram ; Allah’ın yapılmasını kesin ve net bir biçimde
yasakladığı şeylerin tümüdür. Diyanet sayısal loto, şans topu, iddia, at yarışı
bahisleri tarzındaki şeylerin hepsinin kumar hükmünde olduğunu ve dinen haram
sınıfına girdiğini beyan etmiştir.
Diyanet’ de bizim Milli Piyango’da bizim.
Büyük ikramiye tutarı açıklandıktan bu yana talih kuşunun kakasından medet uman
milyonlar renkli hülyalara daldılar. 31 Aralık
saat 00:00’ da büyük çekiliş tvlerden canlı olarak gerçekleşecek. Şeffaf
küre hafiften başlayan dönüşünü hızlandıracak, üzerinde numaraların yazıldığı renkli topların nevri
dönecek. Dönüş, son hızını bulduğunda topların üzerindeki rakamlar bile
gözükmez olacak. Elinde bilet ekran başına çivilenmiş binlerce insan heyecanla
bu baş döndürücü hareketin son bulmasını, sersemlemiş topların birbir şeffaf küreden sıyrılıp çıkışını, talihli
birer topa, şanslı birer sayıya dönüşmesini bekleyecek. Kalpler güm güm
atarken, heyecan zirve yapacak... Hatta kimi dini bütün, kalbi iman dolu
müminler Allah’a yakaracak…Allah’ım ne olur bu defa, Allah’ım lütfen bu sefer
piyango bana vursun…Talih kuşu şu benim kel, garip çıplak başıma konsun!.. Ey
her şeyi yoktan var edip hayat veren, ey kudreti yeri göğü kuşatan Yüce
Yaratan… Halim sana malum… Bilirsin ki benim şu acı dolu yüreğim senin Lütfunla
sükun bulur…Sen cömertsin ulu Tanrım!... Yere ,göğe sözün geçerken şu şeffaf
kürede şuursuzca fır fır dönen, üzerinde kaderimin rakamlarını taşıyan , portakaldan bile küçük toplara
mı geçmeyecek? Tanrım, Allah’ını
seversen bir kerecik, sadece bu defalık feleğin çarkını benden yana çevir
noooluuuur!
Kamera kayıtta, spiker soruyor büyük
ikramiye size çıksa ne yaparsınız? Vatandaş: ‘oğlumu evlendiririm, karımı
boşarım, beş tane Suriyeli yetimi evlat edinirim. Dört tane danayı kurban eder
etini fukaraya dağıtırım. Bir çıksın neler neler yaparım. Bir iş kurarım, yüz
kişiye iş veririm, ekmek veririm, aş veririm hatta bayanların benden alamadığı
elektriği bile paramla alırım ve beleşten veririm. Sokak hayvanları için
barınak yaptırırım, camide mevlit okuttururum. Ballı Baba türbesinde 33 tane
mum yakarım 54 çaput bağlarım. Mahalle camisine klima taktırırım,
kahvehanemizin okey takımlarını en gıcırlarıyla değiştiririm. Mekke’den on
damacana zemzem getirtir sokağın başında kendi ellerimle dağıtırım. Cuma çıkışı
cami avlusunda çiğ köfte dürüm ikram
ederim. Öyle de hayır severim öyle de bonkörüm. Hatta dilencilerimiz için de
bir projem var ama şimdi reklam olur, onu söylemeyeceğim.
Yüzde doksan dokuzunu İslam dinine mensup
insanların oluşturduğu bir toplumuz. Umutlar piyango, hayaller talih kuşu.
Yarına dair umudumuz kalmamış, dünümüz uçup gitmiş, bu günümüz elden çıkmak
üzere elde bakiyemiz bir ömr-ü heder… Güvendiğimiz dağlara kar yağmış, talih
gülmemiş, felek hep kahpe çıkmış. Dünya kötülerin dünyası olmuş. Ekmeği aslan
kapmış, eti it, otu at yemiş. Her yanı yalan dünya, varı yoğu talan dünya…
Yaratan yaratmış sonra yer yüzüne atmış… Gün yüzü görmemiş, gözünün yaşı
dinmemiş… On kişiden dokuzu hep kısa çöpü çekmiş. Kandillerdeki
yakarışlardan, daha içteni yılbaşı
gecesine, piyango çekilişine denk gelmiş… Tanrı uludur, ona sığınan kuludur.
Velev ki bir bilete piyango çıkması dahil
ondan niyaz olunur, cömertliği ve merhameti umulur. Yaratan yarattığını
bilmez mi, onun pamuk kalbindeki ışığı görmez mi?...
Allah’tan para iste, iş iste, eş iste ,
aş iste. Bolluk iste, folluk iste, yola çıkarken yolluk iste. Ama iste…İlla
iste, muhakkak iste, katiyen iste, ısrarla iste, hep iste. Allah’tan sağlık,
devletten aylık iste. Devlet aylığını, Allah sağlığını verir. Devlet vergisini
ister, Allah kulluğunu… Sen ikisinden de kaçıp kurtulmak istersin. Zaman zaman çıkan aflardan fayda sağlayıp vergiden
yırtarsın. Kadir gecesinde de bire bin kampanyasıyla kulluktan ve günahlardan yırtarsın. Ah bir de
şu korkular olmasa… Her an ölebilirim, her an işsiz kalabilirim, birileri
ayağımı kaydırabilir. Bir iftiraya uğrayabilirim. Yana yatabilirim, çamura batabilirim.
Şansım yaver gitmezse, kaş yapayım derken göz çıkarırsam.
Korkular... Kendini mısır tanesi zanneden
deliye taş çıkartacak korkular… Yanlış zamanda, yanlış yerde olmanın verdiği
endişeler. Doğru zamanda yanlış yerde bulunmanın verdiği acılar. Gideceği yönün
tersi istikametteki metroya binmiş olmanın verdiği faydasız pişmanlıklar. Hepsi
sende cem olmuş yüzde doksan dokuzun içindeki bir insan. Doğru durak, doğru
istikamet ve doğru taşıtta bulunman
gerekiyor. Ankara’da deniz yok, sen vapur bekliyorsun! Şehrin göbeğinde katır
sırtında otopark arıyorsun. Bir bak yaptıklarının abesliğine… Cürmün küçük , cürmün
pek çok.
Ölüm peşinde, insanlar peşinde, kabuslar
peşinde. Sevenin çok, kuyunu kazanın da çok. Yüzüne gülen çok, arkandan
söylenen daha çok. Çeken var, çekemeyen var. Biri bizi gözetliyor, biri seni
gözetliyor. An be an gözaltındasın. Yarından emin değilsin, bu gün için şüphedesin.
Ya yarın olmazsa… Gün neyi getirir, neleri götürür. Bu halde nasıl yaşanır.
Sebeplere sımsıkı sarılmak, olması gereken temel doğru. Önlemini al. Sebeplerin kölesi olma, önlemine
de tapınma. Hepsi, işin formalitesi. Yaratan her bir şeyi ince bir hesapla
yaratıp var etti. Senin ve benim aklımın hayalimin asla ulaşamayacağı çok ince
bir hesapla ve hikmetle…
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun…
Şüphesiz Allah’tan geldik ve şüphesiz ona döneceğiz. Unutsak, anmasak ve
hatırlamasak da, bu olanı ve olacağı değiştirmez. Endişelerin pençesinde can
çekişmektense O’na iltica edip sığınmak en güzelidir. Mevlana’nın ‘Allah'a sığınmaktan daha iyi bir kale yoktur;
o kaleyi kendine yurt edin.’ Dediği gibi.
Güvenmek için güvenilir olmak elzemdir.
Hem yasak olan bir işi yapıp hem de onun neticesini yasağı koyandan dilemek
hırsızlığa girdiği bağın bekçisinden yardım istemek gibidir. Piyango bileti alıp, talih kuşu için Allah’tan yardım
dilemek abesliğin dambaşında saksağan vur beline kazmayı halidir. Perhizde olan
lahana turşusu yemez. Lahana turşusu yiyenin perhizi yoktur.
Mülteci pazarlık etmez. Çadır olmaz villa
isterim, prefabrik olmaz, katta daire isterim demez. İltica ettiği ülke nasıl uygun
görürse ona tabi olur. Mülk Allah’ındır. Dilediğince tasarruf eder. Diler
saraylarda yaşatır, diler köhne bir kulübede… Sana düşen rıza göstermek. Talih
onun talihi, kuş onun kuşu… Diler talihi güldürür, diler kuşu tepende uçurur.
Sen talihe de kuşa da rağbet etme. Sebeplerin sebebini bil yeter. Gel! Ne
olursan ol yine gel! Ama gel. Burası umutsuzluk kapısı değil. Burası eman
kapısı… O’na güven O’na dayan… Perdenin ardındakini fark et öyle gel. Eski hesapları kapat öyle gel.
Hep gel… Gidişlerin bile hep gelmek üzere
olsun. Gelişlerin hep kalmak üzere olsun. Haydi çık gel, benliğini,
enaniyetini yık gel… Ne olursa olsun
yine gel… Allah bize yeter! Allah hepimize yeter… Yeter ki sen de gel!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder