2 Ocak 2016 Cumartesi

BİR İYİLİK YAP KENDİNE

         ‘Asra yemin olsun ki insan muhakkak hüsrandadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna!’
          İnsan her şekilde hüsranla karşı karşıyadır. Geçip giden ömür, rast gitmeyen işler, tutmayan hesaplar onun hüsranını, kaybedişini hep tesciller mahiyettedir.  Bir şeye kavuşurken bile hep bir şeylerden feragat ederek, fedakarlık yaparak ulaşır. Başı pişmezse aşı da pişmez… Beklenen ana kavuşması, ömür payından düşülen nefeslere bağlanmıştır… Vuslata ermek, tatlı hayattan adım adım uzaklaşmayı perde arkasına gizlese de soluk alış verişini kulaklarından ve bilincinden ırak tutmaya yetmez.
         Maişet derdiyle yıllarını verdiği mesaisi, emeklilik müjdesi ile sükun bulurken , ihtiyarlığa attığı adımı da resmiyete döker. Ve teamüller gereği ihtiyarlık, ölüm piyangosunun talihlileri arasında ilk sıralarda saf tutmak demektir. Bir torun sahibi olmak güzel şeydir… Mutlu sondan bir kupledir belki… Aynı zamanda,  mutlak sona atılan adımın bariz işaretidir kendini fark ettirmese de.
        İnsan hüsrandadır… Türk, Kürt, Arap, Laz, Ermeni, Rum… Her biri fert fert, kavim kavim , hüsrandadır.  Müslüman ,Hristiyan, Yahudi ve Ateist hüsrandadır. Sünni, alevi, harici, halefi, selefi hüsrandadır. Zarardan, hezimetten, kaybetmekten hiç birisi muaf değildir. Ancak İman edenler, salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler asla zarar etmeyeceklerdir. Hak din İslam’a tabi olup iman edenler ve bu imanın gereği olan işleri yapanlar, adaletli olup hakkı tutanlar, kayırma, torpil, hısım akraba tarafgirliğine girmeyenler, ırkçı güdülerini hakikatin yerine koymayanlar, her şart ve durumda haktan ve haklıdan yana olanlar asla zarar etmeyecekler. Zahirde kaybeder gözükmeleri onların kazancını asla gölgeleyemeyecektir. Onlar sabretmeyi haksızlık yapmaya her zaman yeğlerler, acele ile karar vermekten, kötü zan beslemekten ve sabırsızlık gösterip yanlış karar vermekten sakınırlar… Meğer ki ömürleri bu uğurda tükenip bitmiş olsun, meğer ki vuslatı görmeye ömürleri vefa etmemiş olsun…
       Bundan yüzyıllar evvel  ‘la Tahzen!’   buyurdu kutlu, yüce nebi… Dağ başında ıssız bir mağarada  sadık dostu, sıddık dostu  Hz. Ebu Bekir’e ; La tahzen! Üzülme, hüzne kapılma , mahzun olma, ye’se düşme… La Tahzen İnnellahe Meana… Üzülme Allah bizimle! Buyurdu… Düşman çetindi, düşman öfkeli ve cevvaldi, güçlüydü ve iki yüce insan bir mağaraya sıkışıp kalmıştı… Sıddık olan dost kaygılıydı, korkuyordu ve oldukça endişeliydi… Korkusu can korkusu değil canana zarar gelir korkusuydu.  Anam babam sana feda olsun  Ya Resülellah  derdi hitabında, can neydi ki onun yolunda, onun yanında…
      Müşrikler ‘senin Muhammet iyice saçmalamaya başladı, göğe yükseldiğini, Mirac’a çıktığını iddia ediyor, sen ne diyorsun bu işe?’ dediklerinde : ‘bunu o söylüyorsa kesinlikle inanırım, o ne derse doğrudur’ der. Sadakat, vefa, cefa ve dava örneği Ebu Bekir… Anam ,babam ,şu dünyada canım da dahil neyim varsa sana feda olsun diyen Sıddık Ebu Bekir… Ve ‘ üzülme, Allah bizimle!’ buyuran yüce nebi…Ona sonsuz salat ve ashabına selam olsun…
     Beşer şaşar, düşer kalkar. Hayat olur olmaz suretlerde çıkar insanın karşısına. Bazen gülümser, bazen somurtur. Bazen ziyafet çeker, bazen kuru ekmeğe muhtaç eder.  Her zaman meltem esintileri püfürdemez.  Bazen lodosun uğultusu, bazen poyrazın soğuk ıslıkları kuşatır ruhumuzu.  Rüzgar önündeki yaprağa benzer insan bazen… Savrulur, yerden yere vurulur, suya düşer ıslanır, çamura düşer pislenir… Bazen yolunu kaybeder, bazen de kendini…  Şen kahkahalarla yeri göğü çınlatırken bir de bakmışsın hıçkırıklara boğulup ağlamaya durur insan. Ve ‘la tahzen!’ sözü  hayat iksiri gibi yetişir imdada… Üzülme!...  Bir dostun dilinden dökülen bir tek sözcük tüm yaraların merhemi oluverir.
     Omuzumuza dokunan müşfik bir el, anlayan, yargılamayan, sorgulamayan  vefalı bir gönül , çöle inen yağmur misali dingin bir ferahlığı salıverir yüreğimize… İyi günde, kötü günde, dünde ve bu günde her an varlığıyla sükun bulduğumuz vefalı insanlar vardır. Karşılıksız, menfaatsiz ve beklentisiz bir sevişle bizi seven, koruyan kollayan ve kılımıza zarar gelse üzülecek ,dert edinecek insanlar vardır… Sayılası, sevilesi insanlar vardır… Hep hakkı tavsiye eden, hakikati söyleyen, kolaylaştıran, zorlaştırmayan, sevdiren, nefret ettirmeyen insanlar vardır. Allah için seven, sabrı tavsiye eden insanlar…
     Bir iyilik yapıp ortadan kaybolup giden insanlar vardır. Öyle ki,  bir teşekkür etmenizi bile,   yaptıkları iyilik için zül addederler. İyiliği yaparlar denize atarlar,  balık asla bilmesin,  ancak Halik bilsin isterler. Reklam onların işi de değildir harcı da… Allah için severler, Allah için söylerler ve yine Allah için susarlar. Bu kubbede hoş bir sada bırakma amacına matuf hallerden ziyade halk bilmesin Hak bilsin bizi muradındadırlar…
     Bir iyilik yap kendine… La tahzen de!... Düşene bir tekme de sen vuracaksın deme artık… Allah vurmuş zaten, ben vurmuşum çok mu deme!  Bilmezsin ki Hak hangi gönlü mesken tutmuştur. Yunus gibi ‘dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek, derviş gönülsüz gerek’ de! Kırılma, gücenme ve kin gütme. İnsanların kabahatlerinin çetelesini tutma. İnsan Rabbine bile nankördür ki senin hangi lütfun O’nunkiyle boy ölçüşebilir de vefa beklersin! Artık bekleme… Bir iyilik yap kendine… Ya hayır söyle ya sus… Gönlünden kopup ısmarladığın ayranı aran limoni olunca başa kakıp ta zehre çevirme. Hak için ver hakikat için söyle!
      Hayat döngüsü kazanırken kaybetmek üzerine kurulu… Hüsrandan kurtuluşun reçetesi güzel işlerde çabalamak, hakkı ve sabrı tavsiye etmek… Bir insanı kötü bir sözle kaybedebilirsin… Bir başka insanı güzel bir sözle kazanabilirsin… Üzülme ben seninleyim  ve Allah bizimle diyebilirsin… Vefa beklemeden vefayı, sadakat beklemeden sadakati, ücret beklemeden bir iyiliği yapabilirsen kesin olan zararı def etmiş olursun…
      Bir iyilik yap kendine… Her kime ve her neye bir iyilik yaptınsa bil ki yaptığın iyilik muhakkak kendine yaptığın bir iyiliktir. Artık üzülme kaybederken bile kazanmanın formülü elinde!
   
    

    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder