KÖLELER VE EFENDİLER
Kimileri
ölümsüzdür!... Yaratanın mülkünde alabildiğine hür, alabildiğine özgür ve
pervasızdır... Kimileri peşincidir...Veresiyeyle, taksitle işi olmaz... Alttan
almak, ılımlı olmak olumlu olmak gibi bir tasayı hiç taşımazlar. Sonda
söyleyeceklerini başta söylemekten çekinceleri yoktur. Dobradırlar,
peşincidirler... Üst perdeden yargılarını nihai kararmış gibi muhatabın yüzüne
faş ederler... Kırılan kırılsın, dökülen dökülsün, ne olacaksa varsın olsun
derler... Semirmiş egolarına, ölümlülerin şaşkın ve yaralı halleri tanımsız,
tarifsiz ve nihayetsiz bir haz bahşeder... Onların mini mini dertleri, minnacık
kaygıları ölümsüzlerin müstehzi dudak kıvırıp onları önemsizleştirip
hiçlemelerinden başka bir işe yaramaz. Dünya nimetleri varsıllığın hürmetine
kendilerine ram olmuştur... Fakirin hallerini anlamsız ve beyhude bulurlar...
Kendilerini bilgelik makamında, akl-ı selimin yegane tecelligahı olarak
vehmederler... Her bir şeyin açık-gizli bilgisine ve tecrübesine sahip
olduklarını düşünürler. Paranın satın alabileceği her şeye zahmetsizce
ulaşabilirler. Yazgı onlara onların farkında bile olmadıkları geçici bir
ayrıcalık taksim etmiştir... Hisselerine düşenle ahkam kesmeyi hak bilirler.
Akıldanedirler, merdanedirler...Gerekli gördüklerini ihya,gereksiz gördüklerini
imha ile egolarına sürekli tekrar edebilen bir tatmin yolu bulmuşlardır...
Avanesi çoktur ve onlar dahi bende oldukları bu güruhun ölümsüzlüğüne iman
etmeye meyyaldirler...Bir küçük övgüye mazhariyet için bin takla aşan
şakşakçıları peşlerinde pervanedir...Şişkin ve gemi azıya almış egoları
ekonomik ve siyasi kariyerlerinin üzerine yarı tanrı kişiliğini inşa eder...
Yüce Yaratıcıdan rol çalmaya başlarlar... Kimisine merhametle ihsan ederken,
kimisini de kahr-u perişan ederler...En çok secde edeni, en çok yakaranı ihya
eder dünya nimetlerine garkederler... Haddi aşanları da tanrısallıklarının
verdiği kudretle cezalandırırlar...Siyaseten bitirirler, ekonomik anlamda
çökertirler...Yüceliklerini her daim onlara fısıldayan ve onları her daim
tespih eden kullar isterler... Acizlerin, asalakların, yalakaların,
dalkavukların ve şahsiyetini yitirmiş aciz kulların tapınma ritüellerinin
kıblegahı olmaktan içten içe büyük bir şevk duyarlar... Kullarına Tanrılık
etmekten tarifsiz hazlar alırlar... Ve Tanrı kullarını kutsar...En çok gözyaşı
döküp merhamet dilenenini yarlığar, lütfuyla bezer...Nefesiyle can verir ve ona
dahi bir ölümsüzlük bahşeder... Şirketinin bilmem ne müdürü yapar, partisinin
bilmem ne meclisinin bilmem ne başkanlığına getirir... Ve bu ,ölümsüz Tanrının
çapına ve kalibresine göre kulun vasıl olacağı ihsanlar da farklılık
gösterebilir... Bir vekillik, bir bakanlık bir daire başkanlığı bir yönetim
kurulu üyeliği...Ve belki de küçük bir krallık...En nihayet ölümsüzlük
iksirinden bahşedilen bir damla ile yarı Tanrılık....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder