2 Ocak 2016 Cumartesi

İMAMIN KAYIĞI

      Yüzlerce televizyon kanalı, yüzlerce haber sitesi, sosyal ağlar, gazeteler ve radyolar her gün onlarca haberin, yorumun ve endişenin girdabında bizi boğuyor… Bir tane olumlu habere karşın yüz tane olumsuz haberi zihnimize, ruhumuza  boca ediyorlar…
      Nefes alamıyoruz… Hayatın tadı, tuzu kaçıyor… Savaşlar, kan ,ölüm, açlık, göçler ve sefalet kol geziyor dünyamızda… Ne olacak bu memleketin halinden ne olacak bu dünyanın haline doğru bir ufuk açılmasına, aynı zamanda da ruh kararmasına doğru  yol alıyoruz… Bir yanda üç beş insan, kutuplarda yaşam savaşı veren kutup ayılarına ab-ı hayat sunmaya uğraşırken diğer yanda müttefikler, muhtelifler, milletlerin kaderine yazı tura atıyor hayat-memat döngülerine ahkam kesiyor…Saf  antilopları avlayan kurnaz timsahlardan daha ebleh ve denice cinayetleri ismi insan, sureti insan olan canavarlar işliyor. Acı, gözyaşı ve sefalet kol geziyor yeryüzünde… Birileri pastayı pay ederken birilerinin kanı sos oluyor zalimlerin çilingir sofralarında…
      ‘Lütfen burada hayvan gibi davranın!’ Bir piknik alanında göze çarpan bu tabela yazısı sosyal medyada çokça paylaşıldı… Hayvanlar koklaşarak anlaşabildi de insanlar konuşarak henüz o medeniyeti yakalayamadı… Öfke her bir yanımızı kuşattı. Hırs, kin ve nefret yaşam mücadelesinde doping tesiriyle bizleri biledikçe biledi…
      Heeey sen İnsanoğlu! Ölümlü dünya, ölümlü insan diyen şarkıları mırıldanırken ölümden ve ölümlü olmaktan azade misin?... Bir kaşık suda kaç beşeri boğmak istersin? Şahsi meselelerin için gösterdiğin  ceberrutluk bir timsahın ölmemek için avlanmasından daha mı masumca?... Ekrandaki aslana, sırtlana bilenip beddualar yağdırırken kendi bencil ve egoist hallerini hangi kuzunun postuyla beledin?  Bu dünya kimseye kalmaz derken yalnızca sana mı kalacağını ima etmektesin?  Takıp takıştırıp kibirle arz-ı endam ettiğin şu fani dünyada ne çabuk unuttun ‘bir damla pis sudan’ yaratıldığını… Sakin ol… Acele etme… Dur düşün!  Çalış ama övünme… Bir gün sen de öleceksin… Belki bu gün değil belki yarın da değil… Ama er geç  ‘ her nefis ölümü tadacaktır!’ kanununca senin de boyunun ölçüsü alınacak… Ezanla geldin sala ile gideceksin… Marka takıntıların, kaliteli, özenli giyim tarzın son giydiğin yılların değişmeyen trendi beyaz cepsiz kefenle  yerle bir olacak… Yakışsa da yakışmasa da beyazlar içinde  imamın kayığında karşı kıyıya yolcu edileceksin… Var mı bundan kaçışın? Var mı buna  mukabil bir arge çalışman, tezin, varsayımın, öngörün… Var mı a,b,c planın?
     Öleceksin!...Tercih senin değil… Evin taksiti, arabanın kredisi, çocuğun okul servis parası, dişine yaptırdığın dolgu, yazıldığın spor kulübü, tuttuğun takım, cinsiyetin, milliyetin, şöhretin ve maddi anlamdaki varlıkların her biri sen melek-ül mevtle merhaba ettiğin anda anlamsız bir hiç olacak. Arabanın arkasına özene bezene attırdığın imza bile hiç olacak… Cenazende kara kara gözlükleriyle paparazi  kaçkını hallerindeki üç beş inanmış ya da henüz inanamamış ve hatta inanmamakta ısrar etmiş  olan elit takılan zevat da bir hiç olacak ilticaya zorlandığın ebedi alemde… Eeee söyle şimdi ne var elinde?  Can teni terk etti, canan beni terk etti diye kahırlanmak ahmakça gelmez mi bu demde?
      Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için…  Allah şahit hiç ölmeyecekmiş gibi, eşekler gibi, karıncalar gibi, hayvanlar gibi çalıştın bu dünya için… Yarın ölecekmiş gibi…. Vay anasını sen onu unuttun…Tuh be…Yarına vardı daha…vakit ne tez geçti…Yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış!... Elektrikler kesikti çalışamadım… Misafir geldi… Amcam öldü… Halam kocaya kaçtı, canım sıkıldı… Evimizi su  bastı… Keyfim yoktu, çalışmak bana ters mi diyeceksin?
      Dizi keyfin yarım kalır, maç heyecanın söner… Azrail’in sureti nefesini keser… Dünya senden önce   güneşin etrafındaki turunu 365 günde tamamlıyordu ,  zannetme ki, keyfi kaçar da sendenden sonra hız keser 366 günde tamamlar.  Sen gittin diye ağaçlar yaprak dökmez, sen gittin diye bahar gelmekten vazgeçmez. Dünya sen olmadan da döner, bahar sen olmadan da gelir… Sen sonsuz kainatta,  nokta kadar alan kaplamayan bir dünyanın üzerindeki noktanın üzerinde nokta kadar kalan bir cansın… Senin gibi milyarlarca nokta binlerce defa yandı söndü… Sen de söneceksin!  Bir hiç değilsin ama hep de değilsin.
      Bir başına binlerce derde deva olamazsın belki… Yapılan zulümleri engelleyemeyebilirsin ama yaptığın bir zulüm varsa ondan vazgeçerek dünyanın bir eksik zulümle dönmesine katkı yapabilirsin. Savaşlara mani olamazsın belki, ama haksız bir savaşın varsa bunu sonlandırabilirsin… Ne iyidir, ne kötüdür bilirsin aklınca,  en azından kötü olmayabilirsin…

      Haberlere takılıp kalma… Sözünün muteber olmadığı yerlerde ne zihnini yor ne dilini… Cambaz ipte oynarken ceplerine mukayyet ol!  Dünya kötü, insanlar kötü demeyi bırak sen iyi ol, sen iyilerden ol… Başkasının yediği pideyi, içtiği ayranı boş ver, kendi tabağındakine bak… Kasada herkes yediğini öder… Öbür tarafta bulaşık yıkatmıyorlar bunu sen de biliyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder