En son
teknolojiyle donanmış, az yakan çok kaçan son beş yılın en çevreci motoruna
sahip, abs, esd,asr, elektrikli aynalar, otomatik şanzuman, kör nokta uyarı
sistemli, ileri ve geri görüşü artıran kameralarla destekli, on hava yastıklı,
son üç yılın en çok satan hem ekonomik
ve hem de teknoloji harikası, üç yıldır Asya, Avrupa ve kıtalar arası değerlendirme
kategorilerinde üst üste birincilik ödülü alan modern, insani, barışçıl ve
hümanist çizgilerle bezeli , üstelik yüzde
yüz yerli üretim olan ‘ÇÖZÜM SÜRECİ’
adını verdiğimiz el emeğimiz, göz nurumuz , yarınlara umudumuz biricik
gururumuz, yerli otomobilimiz ‘TERÖR’ bariyerine teknik bir takım arızalar
neticesinde olanca hızıyla tosladı ve ‘PERT’ oldu… Milletimize geçmiş olsun…
Teknik elemanlar,
proje mühendisleri, yatırımcıları, katılımcıları, destekleyicileri ve dahi
köstekleyicileri bu duvara toslama işine sebep olan hatayı tespite ve
neticesinde de bir ihmali olan varsa onu teşhis edip, teşhir edebilmek için
azami çabayı sergiliyor. Kameralar duvarı görmedi mi, sensörler algılamadı mı,
otomatik fren sistemi neden kilitlendi… Hadi kazaydı oldu da on hava
yastığından bir tanesi bile neden tenezzül edip açılmadı? Zayiat büyük,
kaybımız hazin!...Al bayraklara sarılı tabut başlarında analar ağlıyor,
yavruların boynu yine bükük…
Yerli
helikopterimiz Atakça hamlelerle dağı taşı ateşe veriyor… Bir sağlık ocağının
önünde dalgalanan melun örgüt bayrağını özel harekatçı polislerimiz kahramanca
alaşağı edip yeniden şanlı bayrağımızı göndere çekiyor… Bu olayın videosu
sosyal medyada reytingleri alt üst ediyor. Ulubatlı Hasan İstanbul surlarına
sancağı diktiğinde bu kadar tezahürat almamıştı… Sanki küffara galebe çalmışız
havası biçareliğimizin boyutunu fark etmek bakımından kayda değer…
Eşkıya, kontrol
noktası oluşturup denetim yaparken ‘
poliscilik’ oynuyorlar amcası ses etme
diyen Devlet Baba şimdi neden bu kadar
şaşkın?... İstihbarat teşkilatı süreç
esnasında şekerleme mi yapmıştır?...
Haydi ben gözlerimi kapadım silahlarınızı bırakın, sessiz sedasız gidin
buradan mı demiştir?... Ve şimdi de gözlerini açtığında silahların ve
yaramazlık eden çocukların daha da çoğaldığını görmüştür…
Beş yaşındaki
çocuğunu parka götüren anne bir kenara çekilir çekirdek çitlemeye durur çocuğu
da unutursa ve çocuk kaydıraktan düşüp yaralanırsa yaptığı sorumsuzluğun
getireceği azarı ve kınanmayı hak etmiştir. Baba eşini sorumsuzluk ve
ihmalkarlıkla itham etmekte haklıdır. Ve bir daha evladını kendi öz annesine emanet etmekte muhakkak tereddüt
edecektir.
Çözüm Süreci;
vatandaşın ekser çoğunluğunun içine pek sinmese de , kanın durması adına kabul görmüştü. Gelinen
nokta artan terör olayları ve ekranlarda yürek parçalayan şehit cenazeleri… Acı,
kan, ümitsizlik ve gözyaşı… Hüsran, kara toprağın bağrına ektiğimiz gencecik fidanlar, ümitlerimiz…
Bir şehit
cenazesi kaç oy ediyor?... Babasız kalan
minik bir yavrunun gözyaşları, ağlayan anaların ahları kaç bonusa denk
düşüyor?… Kanımızdan kim besleniyor?... Hangi vampirler can buluyor?….Kimin Ali
menfaatlerine, Ali’ler kurban ediliyor, Ayşe’ler gözyaşı döküyor? Ey Türk-Kürt kardeştir deyip haykıran evlad-ı
vatan bu mudur kardeşlik? Türk’ün lanetlediği terörü, Kürt gerilla savaşı
olarak görüyorsa, Türk’ün P-KAKA diye
kodladığı eli kanlı örgütü Kürt; P-KEKE diye kodluyorsa burada bir kardeşlik
sorunu vardır…Ve her an kalleşliğe evrilmeye müsait bir oluş söz konusudur.
Şimdi yeni
şeyler söyleme zamanı…Şimdi yeni şeyler sorma ve gerçekten doğru olanı bulma
zamanı… Geçmiş geçmişte kaldı…Devlet kiminle dansettiğini bilmeli…Dansa
kaldırmayı da bilmeli….Kaldıramazsa bir başkalarının kaldıracağını
öngörmeli…Baba durduk yere tokat atmaz…Kaşını kaldırması dahi yetmeli…Devlet
bakmalı…Baba gibi bakmalı… Öyle bir bakmalı ki kimse çıkıp da ‘dövlet bize
bahmiir’ diyemeyecek kadar bakmalı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder