13 Ocak 2016 Çarşamba

VERMEZSEN VERME!

     Sağlık Bakanlığı’nın organ bağışı kampanyası Belediye Reisi’nin ve kaymakam beyin katılımıyla oldukça renkli başladı. Başkan beyin ve kaymakam beyin böylesine hayırlı bir konuda önderlik etmeleri vatandaşların olaya ilgi duymasına ve olumlu yönde davranmasına büyük katkı sağladı.
     Çok iyi niyetlerle yola çıktığını düşündüğümüz duyarlı arkadaşlar ‘organ bağışı kampanyasını’ yurt sathına yaymak için ant içti. Birkaç yıl evvel dünyada varlığından bihaber olduğumuz ALS hastalığını, başından aşağı buz gibi bir kova dolusu suyu dökerek ve arkadaşlarına sen yapamazsın bunu diye meydan okuyarak duyurmuşlardı duyarlı insanlar. Ve patladı gitti youtube sitesi o insanların videolarıyla doldu taştı. Ha şimdi tıklayan var mı bilinmez ama, dünya ALS denen bir hastalıktan haberdar oldu. Ve belki tıp araştırmacıları da kendilerine çeki düzen verip bu hastalığı sessiz sedasız yenmiştir bile… Bir farkındalık yaratıldı ve amaç bir kova su marifetiyle hasıl oldu.
     Organ bağışı konusundaki hassasiyete dikkat çekmek arzusundaki arkadaşlar da videolar çekip paylaştılar. Başlangıç hoştu… İkinci, üçüncü derken dördüncüden sonra arkası yarın yayından çekildi. Çok kısa soluklu bir farkındalık çıktı ortaya. Keşke o arkadaş ‘organ bağışı güzel bir şey ben sonuna kadar destekliyorum, halka hizmet hakka hizmettir, organ bağışı yapmak enfes bir şeydir ama ben bağışlamıyorum.’ Dememiş olsaydı. Sözlü destek, özlü destek… El ucuyla destek, var gücüyle destek…  Başka bir arkadaş çıkıp bir başka arkadaşı davet edip sürdürseydi. Ve gerçekten bir duyarlılığa vurgu yapılsaydı güzel olmaz mıydı?
      Bir konuya açıklık getirmekte fayda var. İnsan ölüp toprağa gömüldükten sonra zaten organ morgan kalmıyor. Hepsi toprağa karışıp gübreye dönüşüyor. Yani eksik ya da tam organla gömülmüş olmanızın cesedin çürüme sürecine hiçbir olumlu ya da olumsuz katkısı yok. Artı tüm organlarınızı bağışlamış olsanız bile zaten ebedi alemde sıfır kilometre organlar ve yepyeni bir bedenle yeniden yaratılıyorsunuz.
    Ya şu böbrek dursun ben buna kıyamam, kalbimin bende çok hatırası var onsuz ben yapamam diyebileceğiniz bir durum yok. Hem bağışladığın organların ömrünü uzatmış oluyorsun hem de bir faninin derdine çare buluyorsun. Toprakta gübre olması mı daha iyi yoksa bir başka bedende yaşıyor olması mı?
     Öldükten sonra ten çürür, böbrek çürür, kalp çürür, bağırsaklar çürür, dil çürür… Bedenindeki her bir uzvun ‘humuslu toprak’ olarak tabir olunan en verimli toprağı var etmek adına çürür. Tabi ki tercih senin kimse kimsenin zorla şeysini kesmiyor. Beden senin, karar senin… İster ver yaşat, ister verme çürüt. Öbür tarafta her bir uzvun yenisine ve sıhhatlisine sahip olacaksın ama yanmak için, ama hurilerle kam almak için… Bağışlamadığın organın sana hiçbir katkısı yok senin anlayacağın.
     Organ bağışı bir miktar tartışmalı bir konu. İşin bilimsel ve hümanist boyutları olduğu gibi dini bakımdan da bir takım flu yönleri var. İnsan şunu diyebilir ben organlarımı kimseye yedirtmem, yar etmem. ‘Seni benden alamazlar ya benimsin ya toprağın’ şarkısı patlamıştı bir zamanlar… Kasetler yok sattı… Ya benimsin ya toprağın… Bir başkasına ölümünden sonra bırakacağın organ yine er geç toprakla buluşmayacak mı?… Hem insan topraktan yaratılmıştır diye tasdiklemiyor muydun sen de… Ahdin yine yerine gelmiş oluyor topraktan yaratılma bir ademoğluna bahşettiğin hayatla…
     Meselenin dinsel boyutundaki hassasiyetlere açıklık getirilmeli… Misal benim kalbim, ben öldükten sonra ölmek üzere olan bir kumarbaza monte edilir de bu adam benim kalbimle yaşadığı sürece karısını döverse, sokak köpeğine taş atarsa, çocukları azarlayıp kalplerini incitirse bunun vebali bende kalmaz mı?  Kolu sakatlanmış bir hırsıza elimi verirsem onun yaptığı ve yapacağı kötü işlerden kolumu kurtarabilir miyim? Gibi…
    Dini hissiyatı ağır basan böbrek hastalarından fetva sormak lazım. Bakalım ne buyururlar. Organ bağışı caiz mi değil mi? Bir de müftü efendilere danışmalı bu işi… Sonra cami imamına, mahallenin muhtarına da bir çıtlatmalı bu konuyu…

    Son söz; beden ruhun elbisesidir. Asıl olan ruhtur. Ölümünden sonra ruhun beden elbisesine ihtiyacı kalmayacaktır ve o elbise için iki seçenek vardır. Ya ihtiyaç sahibi birinin istifadesine verilecek ya da çöpe gidecek… Tercih senin, karar senin… Her şeyi hakkıyla bilen ancak Allah’tır…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder