Sağlık
Bakanlığı’nın organ bağışı kampanyası Belediye Reisi’nin ve kaymakam beyin
katılımıyla oldukça renkli başladı. Başkan beyin ve kaymakam beyin böylesine
hayırlı bir konuda önderlik etmeleri vatandaşların olaya ilgi duymasına ve
olumlu yönde davranmasına büyük katkı sağladı.
Çok iyi
niyetlerle yola çıktığını düşündüğümüz duyarlı arkadaşlar ‘organ bağışı
kampanyasını’ yurt sathına yaymak için ant içti. Birkaç yıl evvel dünyada
varlığından bihaber olduğumuz ALS hastalığını, başından aşağı buz gibi bir kova
dolusu suyu dökerek ve arkadaşlarına sen yapamazsın bunu diye meydan okuyarak
duyurmuşlardı duyarlı insanlar. Ve patladı gitti youtube sitesi o insanların
videolarıyla doldu taştı. Ha şimdi tıklayan var mı bilinmez ama, dünya ALS
denen bir hastalıktan haberdar oldu. Ve belki tıp araştırmacıları da kendilerine
çeki düzen verip bu hastalığı sessiz sedasız yenmiştir bile… Bir farkındalık
yaratıldı ve amaç bir kova su marifetiyle hasıl oldu.
Organ bağışı
konusundaki hassasiyete dikkat çekmek arzusundaki arkadaşlar da videolar çekip
paylaştılar. Başlangıç hoştu… İkinci, üçüncü derken dördüncüden sonra arkası
yarın yayından çekildi. Çok kısa soluklu bir farkındalık çıktı ortaya. Keşke o
arkadaş ‘organ bağışı güzel bir şey ben sonuna kadar destekliyorum, halka
hizmet hakka hizmettir, organ bağışı yapmak enfes bir şeydir ama ben
bağışlamıyorum.’ Dememiş olsaydı. Sözlü destek, özlü destek… El ucuyla destek,
var gücüyle destek… Başka bir arkadaş
çıkıp bir başka arkadaşı davet edip sürdürseydi. Ve gerçekten bir duyarlılığa
vurgu yapılsaydı güzel olmaz mıydı?
Bir konuya
açıklık getirmekte fayda var. İnsan ölüp toprağa gömüldükten sonra zaten organ
morgan kalmıyor. Hepsi toprağa karışıp gübreye dönüşüyor. Yani eksik ya da tam
organla gömülmüş olmanızın cesedin çürüme sürecine hiçbir olumlu ya da olumsuz
katkısı yok. Artı tüm organlarınızı bağışlamış olsanız bile zaten ebedi alemde
sıfır kilometre organlar ve yepyeni bir bedenle yeniden yaratılıyorsunuz.
Ya şu böbrek
dursun ben buna kıyamam, kalbimin bende çok hatırası var onsuz ben yapamam
diyebileceğiniz bir durum yok. Hem bağışladığın organların ömrünü uzatmış
oluyorsun hem de bir faninin derdine çare buluyorsun. Toprakta gübre olması mı
daha iyi yoksa bir başka bedende yaşıyor olması mı?
Öldükten sonra
ten çürür, böbrek çürür, kalp çürür, bağırsaklar çürür, dil çürür… Bedenindeki
her bir uzvun ‘humuslu toprak’ olarak tabir olunan en verimli toprağı var etmek
adına çürür. Tabi ki tercih senin kimse kimsenin zorla şeysini kesmiyor. Beden
senin, karar senin… İster ver yaşat, ister verme çürüt. Öbür tarafta her bir
uzvun yenisine ve sıhhatlisine sahip olacaksın ama yanmak için, ama hurilerle
kam almak için… Bağışlamadığın organın sana hiçbir katkısı yok senin
anlayacağın.
Organ bağışı bir
miktar tartışmalı bir konu. İşin bilimsel ve hümanist boyutları olduğu gibi
dini bakımdan da bir takım flu yönleri var. İnsan şunu diyebilir ben
organlarımı kimseye yedirtmem, yar etmem. ‘Seni benden alamazlar ya benimsin ya
toprağın’ şarkısı patlamıştı bir zamanlar… Kasetler yok sattı… Ya benimsin ya
toprağın… Bir başkasına ölümünden sonra bırakacağın organ yine er geç toprakla
buluşmayacak mı?… Hem insan topraktan yaratılmıştır diye tasdiklemiyor muydun
sen de… Ahdin yine yerine gelmiş oluyor topraktan yaratılma bir ademoğluna
bahşettiğin hayatla…
Meselenin dinsel
boyutundaki hassasiyetlere açıklık getirilmeli… Misal benim kalbim, ben
öldükten sonra ölmek üzere olan bir kumarbaza monte edilir de bu adam benim
kalbimle yaşadığı sürece karısını döverse, sokak köpeğine taş atarsa, çocukları
azarlayıp kalplerini incitirse bunun vebali bende kalmaz mı? Kolu sakatlanmış bir hırsıza elimi verirsem
onun yaptığı ve yapacağı kötü işlerden kolumu kurtarabilir miyim? Gibi…
Dini hissiyatı
ağır basan böbrek hastalarından fetva sormak lazım. Bakalım ne buyururlar.
Organ bağışı caiz mi değil mi? Bir de müftü efendilere danışmalı bu işi… Sonra
cami imamına, mahallenin muhtarına da bir çıtlatmalı bu konuyu…
Son söz; beden
ruhun elbisesidir. Asıl olan ruhtur. Ölümünden sonra ruhun beden elbisesine
ihtiyacı kalmayacaktır ve o elbise için iki seçenek vardır. Ya ihtiyaç sahibi
birinin istifadesine verilecek ya da çöpe gidecek… Tercih senin, karar senin…
Her şeyi hakkıyla bilen ancak Allah’tır…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder