Her yıl olduğu gibi
14 Şubat Sevgililer Günü, Yurdumuzda ve yavru vatan KKTC’de, Türk-İslam
aleminde ve umum ecnebi diyarlarında coşkuyla kutlanacak.
Bu özel güne özgü
ilanı aşklar, evlilik teklifleri, çıkma teklifleri ve yeniden sevgili olabilme
dilekleri dile getirilecek, bir yastıkta kırk yılını devirmiş olan Hatice
teyzeyle Osman amca da aşklarını tazeleyecek ve belki renkli, kokulu mum
ışığında mükellef bir akşam yemeği, taze sıkılmış portakal suyu eşliğinde yeniden
aşkın büyüsüne kapılıp dans edecekler.
Aziz Valentin’ in
çürümüş kemiklerinin olan bitenden hiç haberi olmayacak. Eski Roma aşıkları
böylesi anlamlı bir güne belki hiç tanık olmadı. Miladi takvimin yazar, çizer
beyin takımı ve emekçileri bilinçli ya da bilinçsiz olarak Şubat ayına
yaptıkları noksan taksimatın rövanşının ay içerisindeki tek bir günde
ziyadesiyle çıkarıldığını hiç bilemeyecekler. Günlerinden çalıp, ona 28 yevmiye
öngören ve yıllık altı saatlik mesaiyi de dört yılda bir yevmiye olarak bu aya
hibe eden zevat güdük ay Şubat vehmiyle, ışıklar içinde uyusunlar. Şubatı
şimdilerde görseler yaptıklarının utancıyla insan içine çıkamazlardı.
Genç kuşak için
kutsal gün 14 Şubat. Aylar öncesinden harçlıklardan para biriktirmeler,
maaşından tırtıklamalar ve sevgilisine alacağı hediyeye karar vermeler,
kararsız kalmalar… Bir telaş, bir heyecan ki akla ziyan… Hanım kızlarda stresten
sivilceler çıkarmaya, karnı ağrımaya ve hatta hasta olup yatağa düşmeye kadar
varan bir ikilemler, üçlemler süreci… Hassas beyler dersine günler öncesinden
hazırlandığı için pek fazlaca strese girmeden o sevgili 14 Şubat’a vasıl
olurlar. Evcimen hanım kızlarda da ödevini vaktinde yapmış olan çalışkan ve sorumlu
öğrenci sükuneti hakimdir. Fast foodçu tayfası ise yumurta kapıya dayanma
hallerini en sancılı şekilde yaşayarak günün anlam ve önemine paralel nimetlere
ve külfetlere nail olurlar.
14 Şubat’ın kendisi
için yalnızca günlerden bir gün olduğu kişilerde olağan yaşam belirtileri
dışında her hangi bir sıra dışılık gözlenmez.
Bu ehemmiyetli güne
her yıl olduğu gibi yek girenlerde ise ulaşamadığı ciğere murdar deme
saflığında bir iplemiyormuş havası egemen olur. Kader, talih ve şans onu bu
günde de tek yazmıştır. Gün ola harman ola…
Şeytanın bacağını
bu sevgililer gününde kırabilme heveslileri ise 14 Şubat’a alternatif yazılacak
kişiler listesinde (belki de listede tek kişi vardır) titiz bir eleme yaparak,
seçeneği teke düşürür ve ona yazılabilmenin dahiyane yollarını ararlar. Şans
belki de bu sevgililer gününde dönecektir ümidiyle kalpleri pıt pıt atar. Playboy
ve playgirl istidatlı olan taife ise
seçenekler arasında oldukça zora düşer ve belki de e) hiçbiri şıkkında karar
kılıp sükunetli bir sevgililer günü geçirirler. Yahut da en tırt tercihle haşlanmış brokoli tadında bir gün geçirirler.
Işıl ışıl
mağazalar, süslenmiş vitrinler, camekanlar ve Allah Allah diyen esnaf hep bu
günü bekler. Takıcısı, giyimcisi, kozmetikçisi, iç giyimcisi ve hatta ensesi
kalın galericisi bile bu günü bekler. Uzaklarda tezgah açmış bir örümceğin
ağına bile sinek düşüyorsa işlek yerdeki bijuteriye, kuyumcuya, gümüşçüye de
elbet bir şeyler düşer. Tüketim çılgınlığı ile delirmeceler başlar. Çok
mütevazisinden çok abartılmışına bir alış-veriş cereyan eder. Eşşek yüküyle
parası olan eşşek yüküyle hediye alır. Çoban da çamsakızı alır. Kırmızı araba,
kırmızı çorap, kırmızı don… Beyaz, ayı kadar bir panda, kız kadar bir ayıcık.
Kalp şeklinde yastıklar, balonlar, kalp şeklinde çikolatlar... Kalpli kolye,
künye, yüzük, ceket, kazak… Alınıp satılabilir ne varsa alınır ve satılır…
Ekonomi can bulur, esnaf siftah yapar, avmler dolar taşar… Esnaf kazanır,
tezgahtarın canı çıkar, maaşı çıkar… Hanım kızların yüzünde güller açar, beylerin
kalbinden melekler uçar… Twetter aleminde sevgi sözcükleri, aşk nameleri dilden
dile gönülden gönüle akar. Mesajların yoğunluğundan, inceliğinden,
güzelliğinden akıllı telefonun aklı gider, klavyesi feleğini şaşar…
Yorgunluktan anası
ağlamış olan Ahmet usta 14 Şubatı unutur. Elleri bomboş yüreğinde bir sızıyla
kapıyı çalar. Eşi Zehra imalı imalı bakar, surat sallar… Yemek, çay faslı
tatsız geçer ve nihayet hanım hanımcık Zehra fırsatını bulur sorar: Hangi
aydayız Ahmet? Şubaaat! Bugün kaç Şubat Ahmet? 14 Şubat! 14 Şubat nedir Ahmet?... Jeton düşer Ahmet
perperişan olur…İçinden belki dışından nasıl unuttum bee, tuh anasını satayım
diye eyvahlanırken hanım hanımcık Zehra bayramlık ağzını sakladığı bu özel gün
için açar: öküzsün işte, öküüüz!
14 Şubat’ın dinsel,
milli ve manevi ananemizde her hangi bir yeri ve ehemmiyeti yoktur. Dini, milli
ve manevi kültürümüze her hangi bir katkısı olmadığı gibi, onların kuyusunu
kazmaya hevesli çağrışımları bolca taşımaktadır. Kanı delice akan genç kızları
ve erkekleri olabildiğince çılgınlığa teşvik edici argümanlarla donanmış
vaziyette bekliyor 14 Şubat…Esnaf gülsün, avmler gülsün, tezgahtar gülsün amma
lütfen asil Müslüman kimliğini ağlatmadan!..
Ayşeler, Kezbanlar, Buraklar ağlamadan gülsün Sevgililer Günü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder