14 Şubat 2016 Pazar

SEVGİLİLER GÜNÜ MÜBAREK OLSUN!

   Her yıl olduğu gibi 14 Şubat Sevgililer Günü, Yurdumuzda ve yavru vatan KKTC’de, Türk-İslam aleminde ve umum ecnebi diyarlarında coşkuyla kutlanacak.
   Bu özel güne özgü ilanı aşklar, evlilik teklifleri, çıkma teklifleri ve yeniden sevgili olabilme dilekleri dile getirilecek, bir yastıkta kırk yılını devirmiş olan Hatice teyzeyle Osman amca da aşklarını tazeleyecek ve belki renkli, kokulu mum ışığında mükellef bir akşam yemeği, taze sıkılmış portakal suyu eşliğinde yeniden aşkın büyüsüne kapılıp dans edecekler.
   Aziz Valentin’ in çürümüş kemiklerinin olan bitenden hiç haberi olmayacak. Eski Roma aşıkları böylesi anlamlı bir güne belki hiç tanık olmadı. Miladi takvimin yazar, çizer beyin takımı ve emekçileri bilinçli ya da bilinçsiz olarak Şubat ayına yaptıkları noksan taksimatın rövanşının ay içerisindeki tek bir günde ziyadesiyle çıkarıldığını hiç bilemeyecekler. Günlerinden çalıp, ona 28 yevmiye öngören ve yıllık altı saatlik mesaiyi de dört yılda bir yevmiye olarak bu aya hibe eden zevat güdük ay Şubat vehmiyle, ışıklar içinde uyusunlar. Şubatı şimdilerde görseler yaptıklarının utancıyla insan içine çıkamazlardı.
   Genç kuşak için kutsal gün 14 Şubat. Aylar öncesinden harçlıklardan para biriktirmeler, maaşından tırtıklamalar ve sevgilisine alacağı hediyeye karar vermeler, kararsız kalmalar… Bir telaş, bir heyecan ki akla ziyan… Hanım kızlarda stresten sivilceler çıkarmaya, karnı ağrımaya ve hatta hasta olup yatağa düşmeye kadar varan bir ikilemler, üçlemler süreci… Hassas beyler dersine günler öncesinden hazırlandığı için pek fazlaca strese girmeden o sevgili 14 Şubat’a vasıl olurlar. Evcimen hanım kızlarda da ödevini vaktinde yapmış olan çalışkan ve sorumlu öğrenci sükuneti hakimdir. Fast foodçu tayfası ise yumurta kapıya dayanma hallerini en sancılı şekilde yaşayarak günün anlam ve önemine paralel nimetlere ve külfetlere nail olurlar.
   14 Şubat’ın kendisi için yalnızca günlerden bir gün olduğu kişilerde olağan yaşam belirtileri dışında her hangi bir sıra dışılık gözlenmez.
   Bu ehemmiyetli güne her yıl olduğu gibi yek girenlerde ise ulaşamadığı ciğere murdar deme saflığında bir iplemiyormuş havası egemen olur. Kader, talih ve şans onu bu günde de tek yazmıştır. Gün ola harman ola…
   Şeytanın bacağını bu sevgililer gününde kırabilme heveslileri ise 14 Şubat’a alternatif yazılacak kişiler listesinde (belki de listede tek kişi vardır) titiz bir eleme yaparak, seçeneği teke düşürür ve ona yazılabilmenin dahiyane yollarını ararlar. Şans belki de bu sevgililer gününde dönecektir ümidiyle kalpleri pıt pıt atar. Playboy ve playgirl  istidatlı olan taife ise seçenekler arasında oldukça zora düşer ve belki de e) hiçbiri şıkkında karar kılıp sükunetli bir sevgililer günü geçirirler. Yahut da en tırt tercihle  haşlanmış brokoli tadında bir gün geçirirler.
   Işıl ışıl mağazalar, süslenmiş vitrinler, camekanlar ve Allah Allah diyen esnaf hep bu günü bekler. Takıcısı, giyimcisi, kozmetikçisi, iç giyimcisi ve hatta ensesi kalın galericisi bile bu günü bekler. Uzaklarda tezgah açmış bir örümceğin ağına bile sinek düşüyorsa işlek yerdeki bijuteriye, kuyumcuya, gümüşçüye de elbet bir şeyler düşer. Tüketim çılgınlığı ile delirmeceler başlar. Çok mütevazisinden çok abartılmışına bir alış-veriş cereyan eder. Eşşek yüküyle parası olan eşşek yüküyle hediye alır. Çoban da çamsakızı alır. Kırmızı araba, kırmızı çorap, kırmızı don… Beyaz, ayı kadar bir panda, kız kadar bir ayıcık. Kalp şeklinde yastıklar, balonlar, kalp şeklinde çikolatlar... Kalpli kolye, künye, yüzük, ceket, kazak… Alınıp satılabilir ne varsa alınır ve satılır… Ekonomi can bulur, esnaf siftah yapar, avmler dolar taşar… Esnaf kazanır, tezgahtarın canı çıkar, maaşı çıkar… Hanım kızların yüzünde güller açar, beylerin kalbinden melekler uçar… Twetter aleminde sevgi sözcükleri, aşk nameleri dilden dile gönülden gönüle akar. Mesajların yoğunluğundan, inceliğinden, güzelliğinden akıllı telefonun aklı gider, klavyesi feleğini şaşar…
   Yorgunluktan anası ağlamış olan Ahmet usta 14 Şubatı unutur. Elleri bomboş yüreğinde bir sızıyla kapıyı çalar. Eşi Zehra imalı imalı bakar, surat sallar… Yemek, çay faslı tatsız geçer ve nihayet hanım hanımcık Zehra fırsatını bulur sorar: Hangi aydayız Ahmet?  Şubaaat!  Bugün kaç Şubat Ahmet? 14 Şubat!  14 Şubat nedir Ahmet?... Jeton düşer Ahmet perperişan olur…İçinden belki dışından nasıl unuttum bee, tuh anasını satayım diye eyvahlanırken hanım hanımcık Zehra bayramlık ağzını sakladığı bu özel gün için açar: öküzsün işte, öküüüz!

  14 Şubat’ın dinsel, milli ve manevi ananemizde her hangi bir yeri ve ehemmiyeti yoktur. Dini, milli ve manevi kültürümüze her hangi bir katkısı olmadığı gibi, onların kuyusunu kazmaya hevesli çağrışımları bolca taşımaktadır. Kanı delice akan genç kızları ve erkekleri olabildiğince çılgınlığa teşvik edici argümanlarla donanmış vaziyette bekliyor 14 Şubat…Esnaf gülsün, avmler gülsün, tezgahtar gülsün amma lütfen asil Müslüman kimliğini ağlatmadan!..  Ayşeler, Kezbanlar, Buraklar ağlamadan gülsün Sevgililer Günü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder