7 Şubat 2016 Pazar

KEMİK AŞKI

     Yalan dünya gerçekten dönüyor. Bin yalanla, bin zıtlık içinde, güneşin etrafında var gücüyle ha bire dönüyor. Gündüz geceden kaçıyor, gece gündüzü kovalıyor. Mevsim normalleri bile şaşıyor. Şubat ayında erikler çiçek açıyor. Mart istikrarlı, kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır özelliğini hep muhafaza ediyor. Beni bilirsiniz yüzlerce yıldır aynıyım bende yalan da yok hilaf da diyor. Neysem oyum.
     Kaypaklık, istikrarsızlık, vasat bir çizgiyi tutturamama bir takım insanların yaşam biçimi olmuş. Dün yerden yere vurduğu biriyle bir bakmışsınız el ele kol kola, can ciğer kuzu sarması oluvermiş. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu… Keser dönmüş sap dönmüş ve her ne hikmetse hesap da dönmüştür. Gölgesine lanetler okuduğunun, şimdi eteklerine yapışmış halde görürsünüz bu kaypamış tipleri. Sırrı hikmeti nedir? Bir büyüye mi maruz kalmıştır, cin mi tasallut etmiştir de zatı şahanelerinin bu hallerine şehadet ediyoruz.
     Gölgesine kurşun sıktığına bu apansız muhabbet, bu yıldırım aşkı bir anda nasıl da peydahlanıverdi. Bu sevecenliğin sırrı ne ola? Tatile yolladığın insafın, vicdanın hangi kısa demde sılaya dönüş yolunu tuttu. Bu çark edişte bir bit yeniği mi, it yeniği mi yoksa yanlıştan dönme yiğitliği mi aramalı?  Akıl hafsala alır gibi değil. Dün karaydı bu gün ak kaşık mı oldu eteğine yapışıp, paçasına sıvandığın namlı adem?
     Felsefe yapmaya gerek yok. Çözdüm ben işi. Bebe ağlıyorsa ağzına bir parmak bal, it hırlıyorsa önüne bir çanak yal. Olayın özeti budur. Domestos, ace ve hatta arielin bile temizleyip paklayamadığını bir çanak yal, yağlı bir kemik pirü pak edermiş.
    İtin kapmazı, atın tepmezi olmaz demiş atalarımız. Fıtratında vardır hırlamak, havlamak ve punduna denk getirdi mi ısırmak. Suret değişse de siret değişmez. Dün maraba kapısında bekçilik eden ağa kapısına bağlanmakla itlikten azat olmaz. Yalı veren ister bağlar ister salıverir. At sahibine göre kişnediği gibi it de sahibine göre ürer. Tut der tutar, kap der kapar önünden kemiği, yalağından yalı eksik olmadıkça. İti olanın derdi de olur. İt olana dert olarak it olması yeter.
    Ahseni takvim sıfatında yaratılmış onurlu ve haysiyetli bir insan için bir köpeğin hasletlerine sahip olmak çok ağır bir yüktür. Dört ayaklıların tercihi olmayan bu kadere, iki ayaklı eşrefi mahlukat olarak nitelenen bir ademoğlu nasılda iştiyakla sarılır akıl karı değil.
    Parayı veren düdüğü çalar. Kemiği veren tasmanın ucunu tutar. Köpek olmak zor zanaat, kimileri hep bu en zor işlerin talibi.  İstidat ve fıtrat yatkınlığından olsa gerek pek de memnunlar hallerinden. Hayat felsefesi olarak benimsenmiş bir köpeklik sahibini rahatsız etmez. Dört ayaklı olanı itimat telkin etse de iki ayaklı olanın kimi ne vakit ısıracağı belli olmaz. İt yediği aşı da unutmaz taşı da unutmaz.

    Aşısı tam olmayan iti sokağa salan leşini çöpte arasın. Hayvanları sevelim. Koruyalım, besleyelim Hayvanlığa özenenlerden sakınalım. İnsan aklıyla hayvan fıtratı cem olunca neye muhatap olacağınız belli değildir. Taklitlerinden sakının!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder