2 Ocak 2016 Cumartesi

TAŞINIYORUZ

      Son saatler… Taşınıyoruz…  2015  yılından 2016 yılına... Ailece, mahallece, milletçe taşınıyoruz. Artık 2015 yılı içinde barınma olanağımız yok. İstemli yahut istemsiz olarak mecburi bir taşınma durumu bu.
     Kimisi dünden hazır pılısını, pırtısını toplamış düşmüş yola… Kimisinde de bir uyuşukluk, bir rehavet kılı kıpırdamıyor,  kapı önüne konulmayı bekliyor.
   2015 pek havadar değildi. Basıktı, şiddetli yağmurlarda çatısı akıyordu. Sert  rüzgarlarda camlar uğulduyor, toz duman içeriye doluyordu. Şehrin çok ortasındaydı , sükunet bulabilecek bir ferahlığı yoktu.  Salonu dar, odaları tıkış tıkıştı.  Tek balkonu vardı ve manzarası hep bir herc-ü mercten ibaretti… Dağı görmüyordu, denize de oldukça uzaktı. Şehrin gürültüsü, egzoz dumanı insanı boğuyordu. Bin bir hevesle, yüzlerce iyi dilekle taşınmıştık buraya da. İlkin manzarası, konumu, çarşıya yakın oluşu ve hepsinden önemlisi yeni bir yıl oluşu bizi cezbetmişti. Balkonundan baktığımızda renkli hülyaların gerçekleştiğini görmeyi ummuştuk. Yazın serin, kışın sıcak olur diye vehmetmiştik. Şimdi süre doldu,  taşınıyoruz yeni bir yıla yeni umutlarla… Bizi nelerin beklediğinden habersiz heyecanla taşınıp yerleşmeyi bekliyoruz.
    Eskileri kıyıp atamayanlarımızın göçü bir hayli kalabalık… İşe yarar-yaramaz ne bulduysa sırtlanmış yeni yıla taşımanın gayretinde. Kırgınlıklar, kızgınlıklar, kederler, acı hatıralar, mutsuz  günler… Başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını, öfkesini, stresini ve mutsuzluğa dair nesi var nesi yok yüklenip yeni yıla taşımanın derdinde.
      Hiçbir zaman tamir edilmeyecek olan kırık bir sandalye, hiçbir zaman yüzü değiştirilmeyecek olan eski, yayları fırlamış bir kanepe… Durmuş devasa bir çalar saat, kırık bir boy aynası, Edison döneminden kalma bir bilgisayar… Yüzlerce bozuk cd plak… Kapağı hiç açılıp okunmamış bir yığın ansiklopedi… Kalayı iyice silinmiş bakır kazanlar, kaplar kacaklar… İlmikleri lime lime olmuş baba yadigarı eski bir kilim, kapakları laçkalaşmış, menteşeleri kırık bir gardrop… Kıyılıp ta atılamayan çuval dolusu eski püskü giyecekler…  Bunca eskinin yanında bir o kadar da yeni şeyler var yeni yıla taşınmak istenen… Yeni umutlar, olumlu düşünceler… Huzur, başarı, bolluk ve bereket… Sevgi, barış, özgürlük ve kendini daha anlamlı hissedebilme çabası… Yeni heyecanlar, yeni hayaller ve yepyeni bir özgüven hissi.
     Taşınıyoruz... Meçhul bir yere… Eskilerimizle ve yeni  zannettiklerimizle… Ferah bir yıl mıdır? Bunca eskiyi ve bunca yeniyi alabilecek genişlikte midir bilmiyoruz… Ne kadar ferah ve geniş olursa olsun bizi mutsuz eden şeyleri oraya taşımamızı kaldırabilecek genişlikte olmayacaktır. Atılması  icap edenleri biriktirdikçe yaşam alanlarımızı daraltmaktan ve ruhlarımızı boğuntuya uğratmaktan kurtulamayacağız.
     Eski kanepe yine başköşede yer alacaksa er geç,  pırtlayan yaylardan birinin azizliğine uğrarsın.  Sen uğramazsan evladın o da uğramazsa bir ayağı çukurdaki atan uğrar. Kırık boy aynasının nasıl bir hatırası var ki atamıyorsun… Ya o kocaman hayvan ölüsü ağırlığındaki tüplü televizyona ne demeli hem çalışmıyor, çalışsa bile yeni televizyon dururken onu izlemeyeceğini bal gibi biliyorsun… At çöpe ver hurdaya… Hamala da yazık sana da…
     Yeni yıl yeni umut… Yeni yıl eski sen… Yeni yıl ve eskiyen sen… Kokmaya yüz tutan ne varsa atman gerek. Kırık dökük eşyaları onarmayacaksan çöpe at ve kullanma artık. Giyeceklerini, yiyeceklerini yenile. Modası geçmiş kıyafetlerine, sana dar gelenine de bol gelenine de elveda de!
     Yeni yıl yalnızca yeni bir zamandır sana bir şeyler getirmez… Taşındığın yeni bir ev gibi düşün… Pırıl pırıl, tertemiz ve havadar bir ev… Onu bir yuvaya da çevirebilirsin bir kafese de… Burayı nasıl dizayn edip  döşemek istersin?  365 gün genişliğinde bir ev ve içinde sen gelip yerleşinceye kadar hiçbir eşya, iyi ya da kötü olan hiçbir şey yok. Tamamen boş… Taşınan sensin ve taşındığın şeyin sana bir şeyler getirmesini beklemen beyhude. Sen bir şeyler koyacaksın, sen dekore edeceksin. Zevk senin, tasarruf senin… İster kıyıp atamadıklarınla yeni yılı da bunaltıcı, havasız, sıkıcı bir hale sokarsın ister işine yaramayan, sana ızdırap veren, hoş hatıraları olmayan, seni kasvete sevk eden hiçbir şeyi bu yeni yıla sokmazsın.  Az, ama kullanışlı şeyleri tercih edersin… Sinerjini, enerjini tetikleyen şeyleri taşırsın buraya… Ve yeni yıla yeni şeylerle başlarsın…
    Haydi taşınıyoruz… Dileyen dilediği eşyasını yanına almakta özgürdür… Yeni yıl oldukça ferah ve konforlu… 365 gün boyunca yeteri kadar her şeyden bol bol var… Sevinç, başarı, huzur ve sükunet… Keder, hezimet, hayal kırıklığı ve boğuculuk… Hepsi açık büfe dileyen tabağına dilediğini, dilediği kadar alabilir. Kimsenin perhizine müdahale edilmeyecek…

    Yeni yıla hoş geldiniz! Nasıl bulmak isterseniz o şekilde düzenleyebilirsiniz. Buraya taşıdıklarınız ve yeni aldıklarınızla yaşayacaksınız. Güle güle kullanın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder