Son saatler…
Taşınıyoruz… 2015 yılından 2016 yılına... Ailece, mahallece,
milletçe taşınıyoruz. Artık 2015 yılı içinde barınma olanağımız yok. İstemli
yahut istemsiz olarak mecburi bir taşınma durumu bu.
Kimisi dünden
hazır pılısını, pırtısını toplamış düşmüş yola… Kimisinde de bir uyuşukluk, bir
rehavet kılı kıpırdamıyor, kapı önüne
konulmayı bekliyor.
2015 pek havadar
değildi. Basıktı, şiddetli yağmurlarda çatısı akıyordu. Sert rüzgarlarda camlar uğulduyor, toz duman
içeriye doluyordu. Şehrin çok ortasındaydı , sükunet bulabilecek bir ferahlığı
yoktu. Salonu dar, odaları tıkış
tıkıştı. Tek balkonu vardı ve manzarası
hep bir herc-ü mercten ibaretti… Dağı görmüyordu, denize de oldukça uzaktı. Şehrin
gürültüsü, egzoz dumanı insanı boğuyordu. Bin bir hevesle, yüzlerce iyi dilekle
taşınmıştık buraya da. İlkin manzarası, konumu, çarşıya yakın oluşu ve
hepsinden önemlisi yeni bir yıl oluşu bizi cezbetmişti. Balkonundan
baktığımızda renkli hülyaların gerçekleştiğini görmeyi ummuştuk. Yazın serin,
kışın sıcak olur diye vehmetmiştik. Şimdi süre doldu, taşınıyoruz yeni bir yıla yeni umutlarla…
Bizi nelerin beklediğinden habersiz heyecanla taşınıp yerleşmeyi bekliyoruz.
Eskileri kıyıp
atamayanlarımızın göçü bir hayli kalabalık… İşe yarar-yaramaz ne bulduysa
sırtlanmış yeni yıla taşımanın gayretinde. Kırgınlıklar, kızgınlıklar, kederler,
acı hatıralar, mutsuz günler…
Başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını, öfkesini, stresini ve mutsuzluğa dair
nesi var nesi yok yüklenip yeni yıla taşımanın derdinde.
Hiçbir zaman tamir edilmeyecek olan kırık bir
sandalye, hiçbir zaman yüzü değiştirilmeyecek olan eski, yayları fırlamış bir
kanepe… Durmuş devasa bir çalar saat, kırık bir boy aynası, Edison döneminden
kalma bir bilgisayar… Yüzlerce bozuk cd plak… Kapağı hiç açılıp okunmamış bir
yığın ansiklopedi… Kalayı iyice silinmiş bakır kazanlar, kaplar kacaklar…
İlmikleri lime lime olmuş baba yadigarı eski bir kilim, kapakları laçkalaşmış,
menteşeleri kırık bir gardrop… Kıyılıp ta atılamayan çuval dolusu eski püskü
giyecekler… Bunca eskinin yanında bir o
kadar da yeni şeyler var yeni yıla taşınmak istenen… Yeni umutlar, olumlu
düşünceler… Huzur, başarı, bolluk ve bereket… Sevgi, barış, özgürlük ve kendini
daha anlamlı hissedebilme çabası… Yeni heyecanlar, yeni hayaller ve yepyeni bir
özgüven hissi.
Taşınıyoruz...
Meçhul bir yere… Eskilerimizle ve yeni
zannettiklerimizle… Ferah bir yıl mıdır? Bunca eskiyi ve bunca yeniyi
alabilecek genişlikte midir bilmiyoruz… Ne kadar ferah ve geniş olursa olsun
bizi mutsuz eden şeyleri oraya taşımamızı kaldırabilecek genişlikte
olmayacaktır. Atılması icap edenleri
biriktirdikçe yaşam alanlarımızı daraltmaktan ve ruhlarımızı boğuntuya
uğratmaktan kurtulamayacağız.
Eski kanepe yine
başköşede yer alacaksa er geç, pırtlayan
yaylardan birinin azizliğine uğrarsın.
Sen uğramazsan evladın o da uğramazsa bir ayağı çukurdaki atan uğrar.
Kırık boy aynasının nasıl bir hatırası var ki atamıyorsun… Ya o kocaman hayvan
ölüsü ağırlığındaki tüplü televizyona ne demeli hem çalışmıyor, çalışsa bile
yeni televizyon dururken onu izlemeyeceğini bal gibi biliyorsun… At çöpe ver
hurdaya… Hamala da yazık sana da…
Yeni yıl yeni
umut… Yeni yıl eski sen… Yeni yıl ve eskiyen sen… Kokmaya yüz tutan ne varsa
atman gerek. Kırık dökük eşyaları onarmayacaksan çöpe at ve kullanma artık.
Giyeceklerini, yiyeceklerini yenile. Modası geçmiş kıyafetlerine, sana dar
gelenine de bol gelenine de elveda de!
Yeni yıl yalnızca
yeni bir zamandır sana bir şeyler getirmez… Taşındığın yeni bir ev gibi düşün…
Pırıl pırıl, tertemiz ve havadar bir ev… Onu bir yuvaya da çevirebilirsin bir
kafese de… Burayı nasıl dizayn edip
döşemek istersin? 365 gün
genişliğinde bir ev ve içinde sen gelip yerleşinceye kadar hiçbir eşya, iyi ya
da kötü olan hiçbir şey yok. Tamamen boş… Taşınan sensin ve taşındığın şeyin
sana bir şeyler getirmesini beklemen beyhude. Sen bir şeyler koyacaksın, sen
dekore edeceksin. Zevk senin, tasarruf senin… İster kıyıp atamadıklarınla yeni
yılı da bunaltıcı, havasız, sıkıcı bir hale sokarsın ister işine yaramayan,
sana ızdırap veren, hoş hatıraları olmayan, seni kasvete sevk eden hiçbir şeyi
bu yeni yıla sokmazsın. Az, ama
kullanışlı şeyleri tercih edersin… Sinerjini, enerjini tetikleyen şeyleri
taşırsın buraya… Ve yeni yıla yeni şeylerle başlarsın…
Haydi taşınıyoruz…
Dileyen dilediği eşyasını yanına almakta özgürdür… Yeni yıl oldukça ferah ve
konforlu… 365 gün boyunca yeteri kadar her şeyden bol bol var… Sevinç, başarı,
huzur ve sükunet… Keder, hezimet, hayal kırıklığı ve boğuculuk… Hepsi açık büfe
dileyen tabağına dilediğini, dilediği kadar alabilir. Kimsenin perhizine
müdahale edilmeyecek…
Yeni yıla hoş
geldiniz! Nasıl bulmak isterseniz o şekilde düzenleyebilirsiniz. Buraya
taşıdıklarınız ve yeni aldıklarınızla yaşayacaksınız. Güle güle kullanın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder