26 Temmuz 2015 Pazar

USTA MİLLETİ VE MİLLETİN İLLETİ!

Adam dert yanıyor: ' Onbeş gündür ev bu halde, yıllık iznim bitti gitti bizim evin tadilatı, tamiratı bitmedi. Memlekette işini adam gibi yapan usta kalmamış. İşi alırken ; şöyle yaparız abi böyle ederiz abi, on gün bilemedin oniki günde cillop gibi teslim ederiz abi.. Kardeşim sen söyle şimdi bu mu cillop gibi iş, hele bak şu fayansın haline!...Gittim fayansın en kalitelisini aldım, kalekimin en iyisini aldım şu ustanın yaptığına bir bak...Verdiğim paraya mı yanayım, çektiğim perişanlığa mı, ortaya çıkan şu rezil işçiliğe mi?...Lafa gelince mangalda kül bırakmıyorlar, iş icraata geldi mi keme de küme de kıvırıyorlar. Fayans olmadı da alçı boya iyi mi oldu? O da ayrı rezalet...Güya bizim duvarlar çok bozukmuş alçı çekilip düzeltilmesi gerekiyormuş. Tamam! Usta sensin ne gerekiyorsa yap dedim, parasına pazarlık bile etmedim... Al görüyorsun duvarların halini, köşelerin yamul yumul şeklini... Yok kardeşim bu memleket düzelmez!...Hele usta milletine hiç güvenilmez...Şimdi nasıl helal edeyim ben verdiğim onca parayı...ben de sokaktan toplamıyorum ki...Haram zıkkım olsun, güle güle yemesinler!... Serbest piyasa şartlarında işini hakkıyla yapmayan layığını muhakkak bulur. İşi, ekmeği kesilir ve bir şekilde serbest piyasa onu saf dışı eder. Adalet gecikerek de olsa tecelli eder. Ucuz sirkeyi bala tercih eden taliplerden başka talep edenleri olmaz...Ve zaman içinde silinir giderler. Köşe başlarını tutmuş olanlar için serbest piyasanın yapabileceği pek fazla bir şey yoktur. Helal kazancın geri plana itildiği, ahlaki yapının dip yaptığı zaman dilimindeyiz. Önemli olan kazanmak, çok kazanmak ve daha da çok kazanmak olarak insanların hedeflerinde baş köşeye oturtulmuşsa helalinden kazanmak şartının esamesi bile okunmaz.Salla başı al maaşı zihniyetindeki kişilere helal kazancın vereceği huzuru izah edemezsiniz. Onun başını sallayıp maaşını almaktan daha önemli bir önceliği yoktur. Usta milletine çil çil paralar sayıp döken kamu personeli vatandaş devleti aliyede işgal etmiş olduğu masasının, oturduğu sandalyenin hakkını vermekte midir? Sabah sekiz, akşam beş...Şefe gülücük, müdüre selam, Ahmet beye öpücük, doktorcuğum bana üç gün istirahat yaz...Ay başı geldi mi git hesaptan çek ananın ak sütü gibi helal kazancını...Sonra de ki işini adam gibi yapan usta kalmamış, bu adamların aldığı para haram!...Ey köşe başındaki resmi kurumda çalışan zat-ı muhterem peki senin kazancın, aldığın para helal mi? İşini layıkıyla yapıyor musun? Bu işler narin bu gün olmaz yarın deyip vatandaşı yokuşlara sürüyor musun? Sırtını yaslayıp gerine gerine oturduğun koltuktan yassah hemşerim! Diyor musun? Orada lutfen mi bulunduğunu zannediyorsun? Senin işini savsaklayan usta sadece senin hakkına girerken sen işini savsakladığında binlerce insanın hakkına girmekte olduğunun şuurunda mısın? Aldığın paranın karşılığını verebiliyor musun? Camisine müşteri bulamayan hoca efendi dert değil değil mi iki saf olmuş,üç saf olmuş...iş yapmıyor diye cami kapanacak değil ya...Kendini geliştirmen için bir sebep yok,memleketi kurtaracak olan sen de değilsin. Varsın okuduğun ezan kulak tırmalayan bir ahenksizlikte olsun, varsın kıraatın tecvit, mahreç hatalarıyla dolu olsun...Başında amir yok, müdür yok. Vatandaş desen zaten dinden, Kuran'dan anlamaz...Kıldır beşi, bil işi...Ölen olursa sala, evlenen olursa dua , gelsin ekstralar...Eh vazifen zor, yükün ağır...Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Yandın sen hoca efendi...Çıktığın kürsünün hakkını vermiyorsan ve bunun için de kaygı duymuyorsan yandın sen!...Belki müftü efendi sormaz, belki diyanetten kimsenin haberi olmaz amma gel gör ki Allah kesin sorar. Kim nerede, ne için bulunuyorsa onun için bulunmalıdır...Çoban koyun otlatsın, öğretmen öğretsin, imam rehberlik etsin...Hırsız çalsın, katil öldürsün, palyaço güldürsün...Hak isterken önce hak vermek gerek. 'Dövlet bize bahmiir!' demek marifet değil...Sen vatandaşlık görevini yap sonrasını talep et. Ekmeden biçmek, biçmeden ekmek olmaz. Yeniden helal kazanç yüceltilmeli...Emekçi için de fabrikatör için de...Yaptığı işin hakkını vermeyen emekçi kazancına haram bulaştırmıştır... Emekçinin hakettiğinden azını veren fabrikatör haramzadedir. Korumayan polis, öğretmeyen öğretmen, gütmeyen çoban, kaytaran işçi-memur helal kazancı ıskalamıştır. Şimdi bir soran olmasa da öbür tarafta muhakkak sorulacak . Helalinden kazanıp, helaline sarfetmeniz dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder