28 Haziran 2015 Pazar

YOLLAR, KÖPRÜLER VE DAYILAR

     

Toplu yaşam içerisinde statü ve otorite boşluğuna hiç bir zaman yer yoktur. Doğru ya da yanlış bir yerleşim ve uygunsuz bir konumlanma olsa bile bir boşluktan söz edilemez.
Mescitlerde cemaate vaktin namazını edaya önderlik edecek bir imam efendi, ibadet edecek bir kaç mü'min olduğu sürece nuhakkak vardır. Devletin vazifelendirdiği bir görevlinin olmadığı hallerde ise kullar, aralarından birini imamlık etmesi için öne sürerler ve vakte ait namaz o kişinin imametinde eda edilir. Bazen de imamlık etmeye istekli biri öne çıkar ve görevli imamın yokluğunu hissettirmez, cemaat-i müslimin her hangi bir hüsn-ü kuruntuya fırsat bulamadan dini vecibesini yerine getirir. Namaz sırasında saflarda oluşan gedikler, geri saftakilerce muhakkak doldurulur. Toplu halde namaz kılmanın usulü budur.
Mahalle muhtarsız, belediye başkansız ve sınıf dahi öğretmensiz kalmaz. Bir büyük ülke dahi liyakatine bakılmaksızın başsız kalmaz. Ordu komutansız, aile reissiz, sürü çobansız kalmaz. Bir karış vatan toprağı sahipsiz , bayrak direksiz, kayık küreksiz kalmaz. Ülke bayraksız, minare ezansız kalmaz. Yol varsa yolcusu da vardır. Han varsa hancısı da olacaktır. Gemi kendi başında su üzerinde durmasını bilir de kendi başına dümen çevirip menzile gidemez, illa bir dümencisi illa bir kaptanı vardır. Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler, hem koyunun yerini aldığından iltifata mazhardır ve hemde sakalı bulunduğundan hürmete şayandır.
Yollar uzar gider bazen bir vadiden, yahut dereden geçmek zorunda kalır. Bu defa köprü devreye girer ve yola uzayıp gitme şerefini bahşeder. Köprü yola, yol yolcuya hizmet eder. Yolun tıkandığı, çıkmaza girdiği arazi yapılarında köprüler imdada yetişir. Hayat virajlarla, yollarla ve köprülerle örülüdür. Engeller, engebeler, dik yamaçlar ve zorlu yollar çıkar karşımıza zaman zaman hayat yolculuğunda... Bazen dolambaçlı yollar çok yorucudur. Köprüden geçmek derenin dar boğazını bulmaktan çok daha pratik ve akılcı gelir. Köprüye karşı olumsuz, menfi bir fikir taşımasanız da geçmek zorunda olmanız sizin bir zaafınız olarak köprü başında bekleşenlere güç bahşeder. Köprüye yolu düşen, köprü başında bekleyeni, onu öz malı gibi sahipleneni mutlak görecektir. Ona selam vermeden o köprüden geçip gitmek mümkün değildir. Gözünü üzerinde hissettiğiniz bu zata bir gülücük atıp, hal hatır sormanız ve taltife boğmanız elzemdir. Bazen amca dersiniz, bazen abi dersiniz ve bazen de dayı dersiniz. Karşınızdaki köprü sakinine onun nabzına, yüzünün aldığı ifadeye uygun hitaplarda ve reveranslarda bulunursunuz. Köprü onun tapulu malı değilse bile kader onu orada meskun kılmıştır ve siz onun varlığını görmezden gelemezsiniz, elinizi kolunuzu sallaya sallaya o köprüden geçip gidemezsiniz. İlla bir mukabelede bulunacak, saygı ve hürmet ifade eden tatlı, hoş onun yağlarını eritecek sözler söyleyip gönlünü alacaksınız. Velev ki saygıya ve hürmete layık olmasın... Velev ki Abdurrahman Çelebi olsun. Gerekli prosedürleri yerine getirmekte yavaş ve isteksiz kalırsanız, uyuşuk davranır, saygı ve hürmette, yol ve yordamda, usul ve erkanda kusur ederseniz köprü sakininin ceberrut, cevval ve tavizsiz muamelesine maruz kalırsınız. 'Hoop hemşerim nereye?..' Onca yolu tepip gelmişsiniz. Bunca mesafeyi katetmişsiniz...Geri dönüp gitmek akıl karı değildir. Köprüyü kullanmaktan başka hiç bir alternatife sahip değilsinizdir. Sen de kim oluyorsun ulan! Deme şansına ve ayrıcalığına sahip değilsinizdir. Ya onca verdiğiniz emek heba olup gidecek ya da köprü sakinine şirin gözüküp işinizi halledeceksiniz 'Ahh dayıcığım, yol yorgunu, hayat bezgini yordam fakiriyim...Bir an dalmışım zat-ı ali cenaplarınızı nasıl oldu da kör olası gözüm farketmemek gibi bir gaflete düştü....Uzatın o mübarek elinize konduracağım bir küçük buse ile günahkar dudaklarım şeref bulsun. Lütfunuza, ikram ve ihsanınıza ne kadar da muhtaç ve mecburum bir bilseniz...Kusurumu bağışlayın ne olur, siz büyüğümüzün gölgesinde gölgelenmeme müsaade buyrun, yüceliğinizle şu benim aciz hallerime merhem olun...Siz ki yolda kalmışların kadim yol göstericisi, acizlerin sığınağı, evsizlerin barınağı, gönüllerin sultanısınız...Bahşetmek, lutfetmek sizin şanınızdandır. Lutfedin efendim!...


      Yollar ve köprüler...Köprüler ve köprü başındakiler...Ne kadar köprü o kadar dayı... Yolun uzunsa geçeceğin köpründe çoktur. Köprün çoksa bir o kadar da dayın olacaktır. Her geçtiğin köprüde ardında gözü yaşlı gönlü yaslı bir dayını geride bırakmış olduğunu sakın aklından çıkarma.. Bir de düşün sana da dayı diyen birileri var mı acaba?...Kimlerin yeğenisin, kimlerin dayısısın? Tanımadığın birileri sana dayı demeye başlamışsa işkillen bence. Bir köprü başına da sen kurulmuşsun...Onca yolu tepmene sebep dayı olmak idiyse tebrikler, artık sen de dayı oldun sevinebilirsin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder