Ülkeyi yangın yerine çeviren terör belası ve
yürek yakan şehit cenazelerinde yükselen ağıtların gölgesinde Ak Parti Kongresi
yapıldı. Sayın Davutoğlu yeniden genel başkan seçildi. Kürsüye çıktı ve
hararetli bir konuşma yaptı esti, gürledi… Vatana, millete ve memlekete hayırlı
olsun!
Başbakan neler söyledi, hangi konulara değindi ve neye vurgu yaptı?...
Merak etmedim, dinlemedim… Ertesi gün bir iki gazeteden edindiğim bilgiler
ışığında Sayın Başbakan’ın olağan bir nutuk irad ettiğini ve yeni şeyler söylemediği
izlenimini edindim. Ses tonunu yükseltmek heyecanı ve coşkuyu yükseltmeye kafi
değildir, yeni bir şeyler de söylemek gerekir… Turşuluk sarımsak satan sokak
satıcısı belki daha çok ilgi uyandırıyor, heyecan yaratıyordur… Önümüz kış ve
turşu kurmanın mevsimi… Yahut Ayaş domatesi, kurutmalık biber, patlıcan satan
işportacının yükselttiği ses, ünlediği nidalar daha da lazımdır bize ve
ilgimizi çeker… Yeni bir seçimin arefesindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip
Erdoğan rüzgarı bu defa Ak Parti yelkenlerini şişirmeye yetmeyebilir. Seçmen,
nükseden terör olayları, trübülansa giren ekonomik dengeler sebebiyle Ak
Parti’ye doğru dümen kıracaktır inancı boş bir beklentiye dönüşmeye namzettir.
Anketlerin her zaman yanılma payları vardır ve bu pay çantada zannedilen kekliği
dağın yamacında kanlı canlı görmek kadar büyük bir yanılma payıdır. Seçmen
niçin filan partiye oy verdi demek yerine niçin bize oy vermedi demek gerekir.
Şunu yaptık, bunu yaptık artık daha ne yapalım demek yerine işte şunları da şu
şekilde yapacağız demeli… Muhalefetle atışmak alkış toplar ama oy
toplamayabilir… Muhalefete gidecek olan oylara da ihtiyaç vardır…
Türkçe
konuşalım… İşsizlik sorunu için planınız nedir? Gelir dağılımındaki
adaletsizliği nasıl halledeceksiniz? Yazboz tahtasına çevrilmiş milli eğitim
için öngördüğünüz iç açıcı ve tatmin edici bir fotoğraf çizebilir misiniz?
Yolsuzlukların önüne geçmeyi düşünüyor musunuz? Asgari ücretli için bir lütufta
bulunmak planlarınız arasında var mı? Etin kilosunu kaçtan vereceksiniz? Hızlı
trene binemeyen vatandaş için bir A , B, C planınız var mı?... Kentsel
dönüşümleri rantsal dönüşüme çevirmemeyle ilgili bir vizyon ortaya koyabilecek
misiniz? Aday belirlerken liyakata mı bakacaksınız, cukkaya mı, şöhrete mi?
Aday belirleme kriteriniz nedir? Partiye bağış yapamayacak durumdaki garipten, gurabadan da
adaylarınız olacak mı? Dünün gelen ağam giden paşamcılarına vitrinlerinizde ne kadar yer vereceksiniz?
Rüzgar gülü gibi bir o yana bir bu yana yalpalayanlar için ne kadarlık bir
kadro belirlediniz? İş takipçileri için kaç kadro belirlenecek? Bal tutanlar ve
parmak yalayanların grubunuzun yüzde kaçına tekabül etmesini öngörüyorsunuz?
Sende mi Brütüs için bir kontenjan ayrımı yapılmış mıdır? Şak şakçılar ve
tamtamcılar için belirlenen statü öncelik sıralamasında hangi hanede yer
alacak?
Kamu kurumlarındaki israfın önüne geçmeyi düşünüyor musunuz?
Üniversitelerin yaptığı harcamaları incelemek gibi bir fikriniz var mı? Tüyü
bitmemiş yetimler için müjdeniz var mı? Belediyelerle ilgili bir neşter planı
var mı? Köşe başlarını tutmuş baronlar için bir müdahaleniz olacak mı? Küçük
esnafı bankaların elinden kurtarabilecek misiniz? Suriyeli mültecileri, Almanya
gibi kayıt altına almayı düşünür müsünüz? Artan konut fiyatları ve kira
artışları aylık ve yıllık enflasyon hesaplamalarında yer almakta mıdır? Arsa
vurgunları ve imar oyunlarıyla loto tutturanlar için bir sürpriziniz olacak mı?
Yerel yönetimleri mercek altına almayı düşünüyor musunuz? Adalet mülkün temeli
olacak mı? Torpilin önüne geçebilecek misiniz? Yalakalara, bakış açınız nedir?
Ne vaat ediyorsunuz? Yan gelip yatanla çalışanı ayırt edebilecek misiniz?
Söylenecek söz çok... Terör belasından bu kararlılık devam ederse kurtulmamız
yakındır. Başlatılmak istenen kargaşa ve iç savaş akl-ı selim vatandaşlar
sayesinde boşa çıktı. Siyasiler yeni söylemlerle karşımıza çıkmak zorunda.
Terör bittiğinde, huzur ortamı sağlandığında fakir, fakrini farkedecek ve
sosyal ayrışma avaz avaz kendini haykıracak. Bolluk içinde yüzen binlercenin
yanında zorluk içinde boğulan yüzbinlerce insanın hal-i pür melali ufku
karartacak. Buna hazır mısın Türkiye?!... Şimdi ortak acılarımız var toprağın
bağrına defnettiğimiz fidanların ızdırabıyla kenetlendik ve bayrak gölgesinde
buluştuğumuz yegane sembolümüz… Zepzengin adamla fasfakir adam beraber yürüyor
bu yollarda, beraber ıslanıyor yağan yağmurda… Lakin zengin adam deniz
kıyısında keyfi güneşlenip yanarken garip adam ekmek parası için sıcağın
altında ter döktüğünü farkettiğinde beraber yürünen yollar ve beraber ıslanılan
yağmur anlamını yitirecek!
Adalet adalet illa da adalet… Cesareti olmayanın
adaleti olmaz! Var mısınız adaletli olmaya?... Cesaretiniz var mı babalara
dokunmaya?…Küçük tanrıları kırıp atmaya?…Hakkı tutup kaldırmaya?... Varım
diyorsanız buyurun yolunuz bahtınız açık olsun!.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder