9 Haziran 2015 Salı

LEBLEBİ

     Ülkeyi yangın yerine çeviren terör belası ve yürek yakan şehit cenazelerinde yükselen ağıtların gölgesinde Ak Parti Kongresi yapıldı. Sayın Davutoğlu yeniden genel başkan seçildi. Kürsüye çıktı ve hararetli bir konuşma yaptı esti, gürledi… Vatana, millete ve memlekete hayırlı olsun!
      Başbakan neler söyledi, hangi konulara değindi ve neye vurgu yaptı?... Merak etmedim, dinlemedim… Ertesi gün bir iki gazeteden edindiğim bilgiler ışığında Sayın Başbakan’ın olağan bir nutuk irad ettiğini ve yeni şeyler söylemediği izlenimini edindim. Ses tonunu yükseltmek heyecanı ve coşkuyu yükseltmeye kafi değildir, yeni bir şeyler de söylemek gerekir… Turşuluk sarımsak satan sokak satıcısı belki daha çok ilgi uyandırıyor, heyecan yaratıyordur… Önümüz kış ve turşu kurmanın mevsimi… Yahut Ayaş domatesi, kurutmalık biber, patlıcan satan işportacının yükselttiği ses, ünlediği nidalar daha da lazımdır bize ve ilgimizi çeker… Yeni bir seçimin arefesindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan rüzgarı bu defa Ak Parti yelkenlerini şişirmeye yetmeyebilir. Seçmen, nükseden terör olayları, trübülansa giren ekonomik dengeler sebebiyle Ak Parti’ye doğru dümen kıracaktır inancı boş bir beklentiye dönüşmeye namzettir. Anketlerin her zaman yanılma payları vardır ve bu pay çantada zannedilen kekliği dağın yamacında kanlı canlı görmek kadar büyük bir yanılma payıdır. Seçmen niçin filan partiye oy verdi demek yerine niçin bize oy vermedi demek gerekir. Şunu yaptık, bunu yaptık artık daha ne yapalım demek yerine işte şunları da şu şekilde yapacağız demeli… Muhalefetle atışmak alkış toplar ama oy toplamayabilir… Muhalefete gidecek olan oylara da ihtiyaç vardır…
     Türkçe konuşalım… İşsizlik sorunu için planınız nedir? Gelir dağılımındaki adaletsizliği nasıl halledeceksiniz? Yazboz tahtasına çevrilmiş milli eğitim için öngördüğünüz iç açıcı ve tatmin edici bir fotoğraf çizebilir misiniz? Yolsuzlukların önüne geçmeyi düşünüyor musunuz? Asgari ücretli için bir lütufta bulunmak planlarınız arasında var mı? Etin kilosunu kaçtan vereceksiniz? Hızlı trene binemeyen vatandaş için bir A , B, C planınız var mı?... Kentsel dönüşümleri rantsal dönüşüme çevirmemeyle ilgili bir vizyon ortaya koyabilecek misiniz? Aday belirlerken liyakata mı bakacaksınız, cukkaya mı, şöhrete mi? Aday belirleme kriteriniz nedir? Partiye bağış yapamayacak durumdaki garipten, gurabadan da adaylarınız olacak mı? Dünün gelen ağam giden paşamcılarına vitrinlerinizde ne kadar yer vereceksiniz? Rüzgar gülü gibi bir o yana bir bu yana yalpalayanlar için ne kadarlık bir kadro belirlediniz? İş takipçileri için kaç kadro belirlenecek? Bal tutanlar ve parmak yalayanların grubunuzun yüzde kaçına tekabül etmesini öngörüyorsunuz? Sende mi Brütüs için bir kontenjan ayrımı yapılmış mıdır? Şak şakçılar ve tamtamcılar için belirlenen statü öncelik sıralamasında hangi hanede yer alacak? 
     Kamu kurumlarındaki israfın önüne geçmeyi düşünüyor musunuz? Üniversitelerin yaptığı harcamaları incelemek gibi bir fikriniz var mı? Tüyü bitmemiş yetimler için müjdeniz var mı? Belediyelerle ilgili bir neşter planı var mı? Köşe başlarını tutmuş baronlar için bir müdahaleniz olacak mı? Küçük esnafı bankaların elinden kurtarabilecek misiniz? Suriyeli mültecileri, Almanya gibi kayıt altına almayı düşünür müsünüz? Artan konut fiyatları ve kira artışları aylık ve yıllık enflasyon hesaplamalarında yer almakta mıdır? Arsa vurgunları ve imar oyunlarıyla loto tutturanlar için bir sürpriziniz olacak mı? Yerel yönetimleri mercek altına almayı düşünüyor musunuz? Adalet mülkün temeli olacak mı? Torpilin önüne geçebilecek misiniz? Yalakalara, bakış açınız nedir? Ne vaat ediyorsunuz? Yan gelip yatanla çalışanı ayırt edebilecek misiniz?
     Söylenecek söz çok... Terör belasından bu kararlılık devam ederse kurtulmamız yakındır. Başlatılmak istenen kargaşa ve iç savaş akl-ı selim vatandaşlar sayesinde boşa çıktı. Siyasiler yeni söylemlerle karşımıza çıkmak zorunda. Terör bittiğinde, huzur ortamı sağlandığında fakir, fakrini farkedecek ve sosyal ayrışma avaz avaz kendini haykıracak. Bolluk içinde yüzen binlercenin yanında zorluk içinde boğulan yüzbinlerce insanın hal-i pür melali ufku karartacak. Buna hazır mısın Türkiye?!... Şimdi ortak acılarımız var toprağın bağrına defnettiğimiz fidanların ızdırabıyla kenetlendik ve bayrak gölgesinde buluştuğumuz yegane sembolümüz… Zepzengin adamla fasfakir adam beraber yürüyor bu yollarda, beraber ıslanıyor yağan yağmurda… Lakin zengin adam deniz kıyısında keyfi güneşlenip yanarken garip adam ekmek parası için sıcağın altında ter döktüğünü farkettiğinde beraber yürünen yollar ve beraber ıslanılan yağmur anlamını yitirecek!
     Adalet adalet illa da adalet… Cesareti olmayanın adaleti olmaz! Var mısınız adaletli olmaya?... Cesaretiniz var mı babalara dokunmaya?…Küçük tanrıları kırıp atmaya?…Hakkı tutup kaldırmaya?... Varım diyorsanız buyurun yolunuz bahtınız açık olsun!.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder