31 Ağustos 2015 Pazartesi

KAKA ile KEKE

           

    En son teknolojiyle donanmış, az yakan çok kaçan son beş yılın en çevreci motoruna sahip, abs, esd,asr, elektrikli aynalar, otomatik şanzuman, kör nokta uyarı sistemli, ileri ve geri görüşü artıran kameralarla destekli, on hava yastıklı, son üç yılın  en çok satan hem ekonomik ve hem de teknoloji harikası, üç yıldır Asya, Avrupa ve kıtalar arası değerlendirme kategorilerinde üst üste birincilik ödülü alan modern, insani, barışçıl ve hümanist çizgilerle bezeli , üstelik  yüzde yüz yerli üretim  olan ‘ÇÖZÜM SÜRECİ’ adını verdiğimiz el emeğimiz, göz nurumuz , yarınlara umudumuz biricik gururumuz, yerli otomobilimiz ‘TERÖR’ bariyerine teknik bir takım arızalar neticesinde olanca hızıyla tosladı ve ‘PERT’ oldu… Milletimize geçmiş olsun…
     Teknik elemanlar, proje mühendisleri, yatırımcıları, katılımcıları, destekleyicileri ve dahi köstekleyicileri bu duvara toslama işine sebep olan hatayı tespite ve neticesinde de bir ihmali olan varsa onu teşhis edip, teşhir edebilmek için azami çabayı sergiliyor. Kameralar duvarı görmedi mi, sensörler algılamadı mı, otomatik fren sistemi neden kilitlendi… Hadi kazaydı oldu da on hava yastığından bir tanesi bile neden tenezzül edip açılmadı? Zayiat büyük, kaybımız hazin!...Al bayraklara sarılı tabut başlarında analar ağlıyor, yavruların boynu yine bükük…
     Yerli helikopterimiz Atakça hamlelerle dağı taşı ateşe veriyor… Bir sağlık ocağının önünde dalgalanan melun örgüt bayrağını özel harekatçı polislerimiz kahramanca alaşağı edip yeniden şanlı bayrağımızı göndere çekiyor… Bu olayın videosu sosyal medyada reytingleri alt üst ediyor. Ulubatlı Hasan İstanbul surlarına sancağı diktiğinde bu kadar tezahürat almamıştı… Sanki küffara galebe çalmışız havası biçareliğimizin boyutunu fark etmek bakımından kayda değer…
     Eşkıya, kontrol noktası oluşturup  denetim yaparken ‘ poliscilik’  oynuyorlar amcası ses etme diyen  Devlet Baba şimdi neden bu kadar şaşkın?...  İstihbarat teşkilatı süreç esnasında şekerleme mi yapmıştır?...  Haydi ben gözlerimi kapadım silahlarınızı bırakın, sessiz sedasız gidin buradan mı demiştir?... Ve şimdi de gözlerini açtığında silahların ve yaramazlık eden çocukların daha da çoğaldığını görmüştür…
     Beş yaşındaki çocuğunu parka götüren anne bir kenara çekilir çekirdek çitlemeye durur çocuğu da unutursa ve çocuk kaydıraktan düşüp yaralanırsa yaptığı sorumsuzluğun getireceği azarı ve kınanmayı hak etmiştir. Baba eşini sorumsuzluk ve ihmalkarlıkla itham etmekte haklıdır. Ve bir daha evladını kendi öz  annesine emanet etmekte muhakkak tereddüt edecektir.
      Çözüm Süreci; vatandaşın ekser çoğunluğunun içine pek sinmese de  , kanın durması adına kabul görmüştü. Gelinen nokta artan terör olayları ve ekranlarda yürek parçalayan şehit cenazeleri… Acı, kan, ümitsizlik ve gözyaşı… Hüsran, kara toprağın bağrına  ektiğimiz gencecik fidanlar, ümitlerimiz…
       Bir şehit cenazesi kaç oy ediyor?... Babasız  kalan minik bir yavrunun gözyaşları, ağlayan anaların ahları kaç bonusa denk düşüyor?… Kanımızdan kim besleniyor?... Hangi vampirler can buluyor?….Kimin Ali menfaatlerine, Ali’ler kurban ediliyor, Ayşe’ler gözyaşı döküyor?  Ey Türk-Kürt kardeştir deyip haykıran evlad-ı vatan bu mudur kardeşlik? Türk’ün lanetlediği terörü, Kürt gerilla savaşı olarak görüyorsa, Türk’ün P-KAKA  diye kodladığı eli kanlı örgütü  Kürt;  P-KEKE diye kodluyorsa burada bir kardeşlik sorunu vardır…Ve her an kalleşliğe evrilmeye müsait bir oluş söz konusudur.
       Şimdi yeni şeyler söyleme zamanı…Şimdi yeni şeyler sorma ve gerçekten doğru olanı bulma zamanı… Geçmiş geçmişte kaldı…Devlet kiminle dansettiğini bilmeli…Dansa kaldırmayı da bilmeli….Kaldıramazsa bir başkalarının kaldıracağını öngörmeli…Baba durduk yere tokat atmaz…Kaşını kaldırması dahi yetmeli…Devlet bakmalı…Baba gibi bakmalı… Öyle bir bakmalı ki kimse çıkıp da ‘dövlet bize bahmiir’  diyemeyecek kadar bakmalı...