6 Aralık 2012 Perşembe

PEMBE GiYMİŞ SİYASET VE ÇIPLAK GERÇEK



    ‘ Kurtar bizi baba!’  Feveranı  uzun yıllar önce  miting meydanlarının en aşina sloganıydı...Biz belki o meydanlarda bu şekilde haykırıp, bağırmadık, ama o zamanları yaşamış olan, o meydanlarda bu sloganı  haykırmış olan büyüklerimiz vardır muhakkak. Kurtar bizi baba!...
     Siyaset  ve politika, kelime  olarak farklı anlamları içerseler de  bizim için ifade ettikleri mana aynıdır. Siyaset :Gütme, yönlendirme, idare etme, yönetme, bakım ve ihtiyaçlarını karşılama anlamlarını da taşır. Siyaset, mantık olarak basit, uygulama ve pratik olarak çetrefil bir sanattır. Kelimenin kökünde seyislik vardır. Seyis ;at bakıcısı demektir. Atın beslenmesi, güdülmesi, tımarı, eğitilip terbiye edilmesi seyisin işidir… At vardır uysaldır, at vardır huysuzdur. Seyis her birine ayrı muamele ile onları terbiye eder. Onların dilinden anlayamazsa muhtemeldir ki çifteyi yer ve seyisliğe ya ara verir ya da tamamen terk eder.
     Siyaset, kitlelerin zaaflarını, beklentilerini, ümitlerini, çıkmazlarını ve hayallerini bir senfonin notaları gibi kullanma sanatıdır. Sosyal yaşamda  ortaya çıkan her olay, yaşanan her türlü sorun ve kitlelerin değişen beklentileri  siyasetin alanına girer ve ona geniş bir manevra sahası açar. Öncelikleri çatışan tüm kitlelere, bir şeyler vadedebilmektir siyaset. Ne şiş yansın ne kebap deyiminin gereğini  icra edebilme inceliğidir. Ağa da küsmesin, maraba da…İşçi de gücenmesin patron da…
     Siyaset  zaman zaman korkular üzerine inşa edilir. Ölüm mü sıtma mı hangisini dilersin denilir halk yığınlarına…İlla birini seçeceksin hem sen seçmesen de birilerinin seçmiş olduğu idareciler tarafından yönetileceksin. Herkese refah, herkese huzur vaadiyle teveccüh toplar siyasetçiler…Mavi boncuk her zümreye, her  kesime  dil, din, ırk, nesep ve mezhep ayrımı olmaksızın dağıtılır da dağıtılır.  Terörün  belini kıracağız, ekonomiyi  tavana vuracağız, kişi başı milli geliri  bilmem kaç bin dolara uçuracağız…Vaatte  bulunmak  siyasete ve siyasetçiye bir şey kaybettirmez, aksine  prim yaptırır puanını artırır. Bir ev bir araba anahtarı vaadiyle iktidar ipini göğüslemiş siyasetçilerimiz bile oldu vakti zamanında… Milletin saflığından değildi bu inanış. Qrtada ümit vadeden birileri olmadığındandı bu teveccüh belki de… Siyaset , kitlelerin ümidi olabilmektir yeri geldiğinde.
   Dün siyah dediğine bu gün her şey üzerine ant  içip  bu beyazdır  diyebilmektir siyaset. Ben aslında şöyle dedim de siz böyle anladınız. Beni yanlış anladınız ben onu şu maksatla söylemiştim de bu medya şuraya çekti demektir siyaset…Acılı bir anneyle gözyaşı dökebilmek…filanca şölende halay çekebilmektir siyaset… Düğüne giden oynar, cenazeye giden ağlardır siyaset. Bir fakirin sofrasında oturup bir iki lokma bir şey yemekten ne çıkar zehir değil ki öldürsün… Bir ihtiyarın omuzunu sıvazlayıp, bir yaşlı ninenin elini öpmekten ne olur…Siyasetin gereği neyse yapılır…Şirin gözükmeli ,şirinleşmeli siyasetçi dediğin. Yeri geldi mi şaka yapmalı, yeri geldi mi de  esip gürlemeli icabında…Bir illüzyon ustalığıdır siyaset…Var olmayanı  varmış gibi sunabilmek ve ona başarı öyküleri döktürebilmektir maharet. İkna olmaya hazır yığınlar çizilen pembe tabloların hayaline dalar gider…
  Ekonomimiz çok iyiymiş, ihracat şu kadar artış göstermiş…Bankalarımız batmıyor kar üstüne kar rekorları açıklıyormuş. İşsizlik bilmem şu kadar gerilemiş… Ey asgari ücretli senin ekonomin nasıl? Sen ona bak. Bankanın karından senin cebine giren ne…ekonomik veriler tavan yapsa sana ne? Milli gelirden payına kaç dilim ekmek düştü?  Sen marketten  alacağın şeylerin tek tek etiketine bakan kişisin. Sanayinin ihracat patlaması neyine?  Herkes hayatını yaşarken, siyasetçi,   nerden bilsin senin hayatla boğuştuğunu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder