‘ Kurtar bizi baba!’ Feveranı
uzun yıllar önce miting
meydanlarının en aşina sloganıydı...Biz belki o meydanlarda bu şekilde
haykırıp, bağırmadık, ama o zamanları yaşamış olan, o meydanlarda bu
sloganı haykırmış olan büyüklerimiz
vardır muhakkak. Kurtar bizi baba!...
Siyaset
ve politika, kelime olarak farklı
anlamları içerseler de bizim için ifade
ettikleri mana aynıdır. Siyaset :Gütme, yönlendirme, idare etme, yönetme, bakım
ve ihtiyaçlarını karşılama anlamlarını da taşır. Siyaset, mantık olarak basit,
uygulama ve pratik olarak çetrefil bir sanattır. Kelimenin kökünde seyislik
vardır. Seyis ;at bakıcısı demektir. Atın beslenmesi, güdülmesi, tımarı,
eğitilip terbiye edilmesi seyisin işidir… At vardır uysaldır, at vardır
huysuzdur. Seyis her birine ayrı muamele ile onları terbiye eder. Onların
dilinden anlayamazsa muhtemeldir ki çifteyi yer ve seyisliğe ya ara verir ya da
tamamen terk eder.
Siyaset,
kitlelerin zaaflarını, beklentilerini, ümitlerini, çıkmazlarını ve hayallerini
bir senfonin notaları gibi kullanma sanatıdır. Sosyal yaşamda ortaya çıkan her olay, yaşanan her türlü
sorun ve kitlelerin değişen beklentileri
siyasetin alanına girer ve ona geniş bir manevra sahası açar. Öncelikleri
çatışan tüm kitlelere, bir şeyler vadedebilmektir siyaset. Ne şiş yansın ne
kebap deyiminin gereğini icra edebilme
inceliğidir. Ağa da küsmesin, maraba da…İşçi de gücenmesin patron da…
Siyaset zaman zaman korkular üzerine inşa edilir.
Ölüm mü sıtma mı hangisini dilersin denilir halk yığınlarına…İlla birini
seçeceksin hem sen seçmesen de birilerinin seçmiş olduğu idareciler tarafından
yönetileceksin. Herkese refah, herkese huzur vaadiyle teveccüh toplar
siyasetçiler…Mavi boncuk her zümreye, her
kesime dil, din, ırk, nesep ve
mezhep ayrımı olmaksızın dağıtılır da dağıtılır. Terörün
belini kıracağız, ekonomiyi
tavana vuracağız, kişi başı milli geliri
bilmem kaç bin dolara uçuracağız…Vaatte
bulunmak siyasete ve siyasetçiye
bir şey kaybettirmez, aksine prim
yaptırır puanını artırır. Bir ev bir araba anahtarı vaadiyle iktidar ipini
göğüslemiş siyasetçilerimiz bile oldu vakti zamanında… Milletin saflığından
değildi bu inanış. Qrtada ümit vadeden birileri olmadığındandı bu teveccüh
belki de… Siyaset , kitlelerin ümidi olabilmektir yeri geldiğinde.
Dün siyah dediğine
bu gün her şey üzerine ant içip bu beyazdır
diyebilmektir siyaset. Ben aslında şöyle dedim de siz böyle anladınız.
Beni yanlış anladınız ben onu şu maksatla söylemiştim de bu medya şuraya çekti
demektir siyaset…Acılı bir anneyle gözyaşı dökebilmek…filanca şölende halay
çekebilmektir siyaset… Düğüne giden oynar, cenazeye giden ağlardır siyaset. Bir
fakirin sofrasında oturup bir iki lokma bir şey yemekten ne çıkar zehir değil ki
öldürsün… Bir ihtiyarın omuzunu sıvazlayıp, bir yaşlı ninenin elini öpmekten ne
olur…Siyasetin gereği neyse yapılır…Şirin gözükmeli ,şirinleşmeli siyasetçi
dediğin. Yeri geldi mi şaka yapmalı, yeri geldi mi de esip gürlemeli icabında…Bir illüzyon ustalığıdır
siyaset…Var olmayanı varmış gibi
sunabilmek ve ona başarı öyküleri döktürebilmektir maharet. İkna olmaya hazır
yığınlar çizilen pembe tabloların hayaline dalar gider…
Ekonomimiz çok
iyiymiş, ihracat şu kadar artış göstermiş…Bankalarımız batmıyor kar üstüne kar
rekorları açıklıyormuş. İşsizlik bilmem şu kadar gerilemiş… Ey asgari ücretli
senin ekonomin nasıl? Sen ona bak. Bankanın karından senin cebine giren
ne…ekonomik veriler tavan yapsa sana ne? Milli gelirden payına kaç dilim ekmek
düştü? Sen marketten alacağın şeylerin tek tek etiketine bakan
kişisin. Sanayinin ihracat patlaması neyine?
Herkes hayatını yaşarken, siyasetçi,
nerden bilsin senin hayatla
boğuştuğunu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder