15 Ağustos 2012 Çarşamba

BİR KÜLAH DONDURMA


 Bir ramazanın daha son demlerini yaşıyoruz.Dört günlük bir mola ve bayram iyi gelecek.Uykuya olan hasretimi bayram boyunca doya doya gidermeyi umuyorum.Bayram aynı zamanda uyku festivaline dönüşecek.Belki göremediğim rüyaları bu sayede göreceğim.Uyku güzel şey velhasıl.Hayatın acı tatlı gerçekliğinden rüyalar alemine kaçışın kapısı…
  Gördüğün güzel bir rüyanın gün içinde anımsanması bile insana tarifsiz bir huzur verir,umut dolu bir beklentiyi davet eder…Özlediğin,burnunda tüten insanların kokusunu getirir rüyalar ve hayatında var olduğunu bildiğin bu insanlar için yaratana şükredersin.Ve belki bir telefon açar dostuna kendisini rüyanda gördüğünü anlatır uzun uzun (derken benim telefon konuşmam 5 dakikayı geçerse artık iki hafta kimseyi aramam) hasbıhal edersin.İyi ki varsın dersin entel dantel bir tabir olduğunu bile bile…Özlemişim seni kanka! Dersin.( ben hayatta kimseye kanka demem)Tabiki varsa böyle bir ahbabın dostun…
  Bazen hiç tanımadığımız insanlar konuk olur düşlerimize…Bir heyecanla çarptığını hissederiz kalbimizin.Bir heyula gibi süzülür düşlerimizden bir ceylan gözlü…Bir sevdanın tadı dokunur yüreğimize…Düşler meçhul bir sevdanın sızısını salar bazen gönlümüze…Var mıdır o ahu gözlü,hoş gülüşlü dilber…Rüya bitmesin sevda bitmesin…varsın yürek alev alsın varsın mecnun leylaya yansın…Bir hüzünle uyanıveririz…ahu gözlü meçhul sevgiliden koparız…firakın acısı belki iki damlacık yaş olur akar gözümüzden…istemesek de…ve belki isteyerek   yas tutarız yitik sevdaya.
   Ben pek rüya görmem…gördüğümüyse pek hatırlamam…Geçmişte ağlayarak uyandığım rüyalarım oldu birkaç defa…Rüya görmeyi özledim.Uyumayı ve işe gitme telaşının olmadığı bir güne uyanmayı özledim.Belki de tek ihtiyacım bir güzel rüya…Güzel rüya ne ki…Yıllar önce rüyamda uçabildiğimi görmüştüm.O ne büyük bir sevinç ve mutluluk verici bir şeydi.
   Kendisini çok özlediğim bir iki insan var.Ayaküstü  sohbet edipte asıl mevzuya giremediğim insanlar var.Özür borçlu olduğum küskünler var.Özür ne demek dostum deyip beni bağrına basacak bir insan var.Bir yıldan fazladır hasret kaldığım insan.Kendimi yanında daha özgür ve özgün hissettiğim,sırlarımı paylaştığım ve sırlarının çoğunu bildiğim bir insan var.Ben yarım hissediyorum eminim o da yarım hissetti…
  Yazıya bir külah dondurma başlığını atarak başlamıştım.Çocukların itiş kakışları bağırış çağırışları arasında bir külah dondurma başlığı eridi gitti. Motivasyon,adaptasyon  mefluç hale gelince söze klasik bir turnike girişi yapmak durumunda kaldım.Bahsedeceğim şeyi özetlersem.Bundan çeyrek yüzyıldan beş altı yıl daha fazla önce gecekondumuzun olduğu mahalleye parlak,yuvarlak bir kutuyu boynuna asmış dondurmaaaa diye bağırarak gelen kasketli,kara ,o sıcağa rağmen sırtı ceketli o adama doğru koşuşumuzdan…ve ondan aldığımız minik bir külahın üstündeki pin pon topu büyüklüğündeki dondurmanın bize verdiği heyecan ve mutluluktan bahsedecektim.Çocuk aklımla adamın elindeki tüm dondurmayı alabilecek kadar paramın olmasını düşlerdim.Bütün paramı o dondurmaları almak için verebilirdim.Şimdinin 50 kuruşu ya da 1 lirasıydı tüm sermayem…O da tam tadına varacakken bitip gidiyordu…En büyük mutluluktu.Gündemin ilk ve en önemli maddesiydi…Dondurmacı geldi…koştum aldım ve yedim…çok güzeldi…Mutluluk bir külah dondurmaydı…Ve belki mavi,yeşil kırmızı bilyaydı çocukken…Hüzün verense…dondurmanın bitişi…bilyelerin yitişiydi istemeden…Artık büyüdük…günümüzü harap ettiğimiz  kaybolan bilyenin bir anlamı kalmadı…dondurmacıya heyecanla sevinçle koşacak safi coşku da kalmadı.Ne güzeldi hüzünlerimiz de sevinçlerimiz de.Ağlar mısınız bir külah dondurma için?Ben ağladım…hem de ne ağladım feryad-ı figanım mahallenin öteki ucuna vardı da öyle erdim muradıma..Leyla mecnun buluşmasıydı kavuşmamız adeta…Sevinç gözyaşlarıyla dondurmanın tadı birbirine karışmıştı…
    Sözü uzattıkça uzatabilirim.Vakit geç oldu yarın haftanın ilk ve en bed suratlı günü.(bet mi olacaktı şüpheliyim) Pazartesi sendromuna karşı motivasyonel önlem almalıyım.Yarın için olumlamalar oluşturmalıyım.Hafta güzel başlamalı ki güzel devam etsin.Nerde hangi mahalde ve hangi koşullarda mücadelemiz var bilmiyorum.Olabilecek en zorlu koşullara ruhen ve bedenen hazır olmalıyım.Bilgisayar başına gelinceye kadar ki düşüncelerimi yazabilecek olsam aklımdan dilimden bir uçup gitmese varya…Bana sakin bir ortam lazım…bir masa sandalye ve bilgisayar lazım.Bazen öyle duygu fikir yoğunluğu yaşıyorum ki…yatağın yanıbaşında bir komidin bir lamba kalem ve kağıt hazır olmalı hemen karalamalıyım.Bebeler sağolsun evin altını üstüne getiriyorlar yatağı bile zor buluyorum çok zaman.Kısmetse geniş bir eve taşınmayı kuruyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder