Bir ramazanın daha
son demlerini yaşıyoruz.Dört günlük bir mola ve bayram iyi gelecek.Uykuya olan
hasretimi bayram boyunca doya doya gidermeyi umuyorum.Bayram aynı zamanda uyku
festivaline dönüşecek.Belki göremediğim rüyaları bu sayede göreceğim.Uyku güzel
şey velhasıl.Hayatın acı tatlı gerçekliğinden rüyalar alemine kaçışın kapısı…
Gördüğün güzel bir
rüyanın gün içinde anımsanması bile insana tarifsiz bir huzur verir,umut dolu
bir beklentiyi davet eder…Özlediğin,burnunda tüten insanların kokusunu getirir
rüyalar ve hayatında var olduğunu bildiğin bu insanlar için yaratana
şükredersin.Ve belki bir telefon açar dostuna kendisini rüyanda gördüğünü
anlatır uzun uzun (derken benim telefon konuşmam 5 dakikayı geçerse artık iki
hafta kimseyi aramam) hasbıhal edersin.İyi ki varsın dersin entel dantel bir
tabir olduğunu bile bile…Özlemişim seni kanka! Dersin.( ben hayatta kimseye
kanka demem)Tabiki varsa böyle bir ahbabın dostun…
Bazen hiç
tanımadığımız insanlar konuk olur düşlerimize…Bir heyecanla çarptığını
hissederiz kalbimizin.Bir heyula gibi süzülür düşlerimizden bir ceylan
gözlü…Bir sevdanın tadı dokunur yüreğimize…Düşler meçhul bir sevdanın sızısını
salar bazen gönlümüze…Var mıdır o ahu gözlü,hoş gülüşlü dilber…Rüya bitmesin
sevda bitmesin…varsın yürek alev alsın varsın mecnun leylaya yansın…Bir hüzünle
uyanıveririz…ahu gözlü meçhul sevgiliden koparız…firakın acısı belki iki
damlacık yaş olur akar gözümüzden…istemesek de…ve belki isteyerek yas tutarız yitik sevdaya.
Ben pek rüya
görmem…gördüğümüyse pek hatırlamam…Geçmişte ağlayarak uyandığım rüyalarım oldu
birkaç defa…Rüya görmeyi özledim.Uyumayı ve işe gitme telaşının olmadığı bir
güne uyanmayı özledim.Belki de tek ihtiyacım bir güzel rüya…Güzel rüya ne
ki…Yıllar önce rüyamda uçabildiğimi görmüştüm.O ne büyük bir sevinç ve mutluluk
verici bir şeydi.
Kendisini çok
özlediğim bir iki insan var.Ayaküstü
sohbet edipte asıl mevzuya giremediğim insanlar var.Özür borçlu olduğum
küskünler var.Özür ne demek dostum deyip beni bağrına basacak bir insan var.Bir
yıldan fazladır hasret kaldığım insan.Kendimi yanında daha özgür ve özgün
hissettiğim,sırlarımı paylaştığım ve sırlarının çoğunu bildiğim bir insan
var.Ben yarım hissediyorum eminim o da yarım hissetti…
Yazıya bir külah
dondurma başlığını atarak başlamıştım.Çocukların itiş kakışları bağırış
çağırışları arasında bir külah dondurma başlığı eridi gitti.
Motivasyon,adaptasyon mefluç hale
gelince söze klasik bir turnike girişi yapmak durumunda kaldım.Bahsedeceğim
şeyi özetlersem.Bundan çeyrek yüzyıldan beş altı yıl daha fazla önce
gecekondumuzun olduğu mahalleye parlak,yuvarlak bir kutuyu boynuna asmış
dondurmaaaa diye bağırarak gelen kasketli,kara ,o sıcağa rağmen sırtı ceketli o
adama doğru koşuşumuzdan…ve ondan aldığımız minik bir külahın üstündeki pin pon
topu büyüklüğündeki dondurmanın bize verdiği heyecan ve mutluluktan
bahsedecektim.Çocuk aklımla adamın elindeki tüm dondurmayı alabilecek kadar
paramın olmasını düşlerdim.Bütün paramı o dondurmaları almak için
verebilirdim.Şimdinin 50 kuruşu ya da 1 lirasıydı tüm sermayem…O da tam tadına
varacakken bitip gidiyordu…En büyük mutluluktu.Gündemin ilk ve en önemli
maddesiydi…Dondurmacı geldi…koştum aldım ve yedim…çok güzeldi…Mutluluk bir
külah dondurmaydı…Ve belki mavi,yeşil kırmızı bilyaydı çocukken…Hüzün
verense…dondurmanın bitişi…bilyelerin yitişiydi istemeden…Artık
büyüdük…günümüzü harap ettiğimiz
kaybolan bilyenin bir anlamı kalmadı…dondurmacıya heyecanla sevinçle
koşacak safi coşku da kalmadı.Ne güzeldi hüzünlerimiz de sevinçlerimiz de.Ağlar
mısınız bir külah dondurma için?Ben ağladım…hem de ne ağladım feryad-ı figanım
mahallenin öteki ucuna vardı da öyle erdim muradıma..Leyla mecnun buluşmasıydı
kavuşmamız adeta…Sevinç gözyaşlarıyla dondurmanın tadı birbirine karışmıştı…
Sözü uzattıkça
uzatabilirim.Vakit geç oldu yarın haftanın ilk ve en bed suratlı günü.(bet mi
olacaktı şüpheliyim) Pazartesi sendromuna karşı motivasyonel önlem
almalıyım.Yarın için olumlamalar oluşturmalıyım.Hafta güzel başlamalı ki güzel
devam etsin.Nerde hangi mahalde ve hangi koşullarda mücadelemiz var
bilmiyorum.Olabilecek en zorlu koşullara ruhen ve bedenen hazır olmalıyım.Bilgisayar
başına gelinceye kadar ki düşüncelerimi yazabilecek olsam aklımdan dilimden bir
uçup gitmese varya…Bana sakin bir ortam lazım…bir masa sandalye ve bilgisayar
lazım.Bazen öyle duygu fikir yoğunluğu yaşıyorum ki…yatağın yanıbaşında bir
komidin bir lamba kalem ve kağıt hazır olmalı hemen karalamalıyım.Bebeler
sağolsun evin altını üstüne getiriyorlar yatağı bile zor buluyorum çok
zaman.Kısmetse geniş bir eve taşınmayı kuruyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder