27 Temmuz 2012 Cuma

Ramazan


  Şimdi dindarlaşma vakti.Bin aydan hayırlı Kadir gecesine gebe bir ayın huzurundayız.Yaratana  daha yakın olmayı dileme,orucu teravih namazıyla süsleme sahuru Kuran tilavetiyle çınlatma vakti.Kavuran sıcakta suya yanıp susuzları anlama suyu var edeni minnetle anma vakti.
  Tv den samanyolunu,Nihat hatipoğlunu,mustafa hocayı,Filan hocayı izleme reytingleri ve reklam gelirlerini katlatma vakti.Belediyeler iftar çadırları kurmalı…Davulcu ben saati kurduğum halde onun davul sesine uyanmadığımı ve itimat etmediğimi bildiği halde sokağın başından sonuna gümbür gümbür  çalma vakti.Hoca efendilerin binlerce kez canlı yayında ilk defa sorulan sorularmış gibi kısa bir reklamdan sonra hemen yapıştıracağım cevabını bekleyin anacığım deme vakti.
   Belediyelerin Ramazan etkinlikleri babında kukla,Hacivat karagöz gösterileri düzenlemeleri…Ramazan eğlencelerinde durmak yok yola devam…sema gösterileri…ney eşliğinde iftar açma vakti.Dini müzikler,ilahiler…çalgılar…Coşkulu bir ramazan…çok sesli,çok kültürlü popilist bir ramazan şaşasını gözlere gönüllere sokma vakti.Hoca efendiler ekrandan ağlatmalı acıklı menkıbelerle…salya sümük ağlamalıyız…ağladığımızla kalmalıyız.(Haşa) fakir,yoksul ezik sefil bir peygamberin ümmeti olduğumuza şükretmeliyiz…Onu sevmek ona bağlanıp muhabbet etmek yerine (Haşa )Rasüle acımalıyız!Hoca efendi  sefil bir peygamberi soksun gözümüze…Maneviyatla,aşkla dolalım.Allah herşeyi affeder ramazana yetişmeyen günahları  ramazan sonrasına tehir edelim.İçiyorsak içmeyelim.Kul hakkına tecavüzümüz varsa cami önünde bekleşen üç beş dilenci fukarasına Allah rızası için üç beş kuruş atalım.Vicdanlarımız incelsin…manevi sızı sarsın kalplerimizi…Teravihin kalabalığından fırsat bulsun Cami görevlilerimiz camiimizin ihtiyaçlarına bina etsinler şatafat dilenciliğini.Ve camiye yardım sevaptır deyip yediğimiz haram zıkkımların zehrini üç beş kuruşla camiye yardım teranesiyle atalım üzerimizden.
    İftar sofraları kurulsun evlerimizde…bin heyecanla beklensin bir yudum su…kuş sütü eksik kalsın yalnızca…Çorba olsun,salata,pilav turşu,yaprak sarması,komposto olsun… illa da hurma olsun iftarı açmak için…Hoca Allahüekber desin…biz  yıldızlı pekiyi soframızda boğaz harbine girişelim.Üç çeşit yetmez 5 çeşit taam olsun…ardından sütlaç,kadayıf olsun…Coca colada olsun buz gibi…Tıka basa hayvanlar gibi yiyelim de yiyelim.Ardından dolabımızda eksik olmayan madensuyundan içelim buzlar gibi midemizi rahatlatsın fikriyle…Fakir fakrinde boğulsun…Biz yemek içmek içinde zor nefes alalım.
   Sebze meyve karpuz domates hurma…fırsatçı tacirlerimiz elinde altın zamanını yaşasın…50 kuruşluk domates 2 tlye karpuz 50 kuruşa çıksın…Fırsat ganimet olsun…Var olan alır alamayan zıkkım yesin…Biz onlar namına yiyip içelim.İçin için Halıkımıza şükrederken yüreğimizin teee öbür ucunda bir yerler minnacık bir cız etsin fukaraya mahsup…o cızlama vicdanımızın zekatı olsun…
   Hocam unutarak zıkkımın kökünü,armutun sapını üzümün çöpünü yedim orucum bozuldumu? –Bir kardeşimizin böyle bir süali var…reklamdan sonra Hak Tealanın inayetiyle kendilerine bir cevabı ardından da çölde ayağı kırılan çekirgenin  ibretlik menkıbesini anlatacağız birazdan…Hocam kocam oruç tutmuyor…bana da tutturmuyor..ama ben tutmayı çok istiyorum…ne yapmalıyım?  Hoca:öncelikle kocanıza burdan oha öküz sen tutmuyosan tutmuyon karıya ne karışıyon bırak tutsun…Hanım kardeşim kocan tutmana izin vermiyorsa gizli gizli tutmayı dene…bunu beceremiyorsan yer gibi yap ama sakın yeme…yersen de Rabbimin merhameti çok kocana boyu devrilesice diye beddua et…
    Ramazan bir hüzünle gelmeli…açlık susuzluk acziyet ve sefalet yüreğimizi bedenimizi ve ruhumuzu sarmalı…Hak için hakikat için eğildikçe eğilmeli küçüldükçe küçülmeliyiz…Vermeliyiz…gücümüzün sınırlarını zorlayarak vermeliyiz…Hakkı razı etmek için…sadece onu gözeterek.Vicdanımızı rahatlatmak olmamalı gayemiz.Mümkünse tvden uzak Hakka yakın riyasız gösterişsiz,saf ve temiz arı duru aç biilaç bir kul olmalıyız.Nağmeler soframızı inletmemeli…Semirmiş nefsimizi zincirlere vurmalı dizginleri elimize almalıyız…

6 Temmuz 2012 Cuma

Küçük Mutluluklar

    •      Hayattan küçük mutluluklar çalarak yaşıyoruz.mutfakta bir küçük farecik misali...kimimiz bir fakirhanede kimimizse beş yıldızlı otelin mutfağında...Kimimize açık büfe sınırsız yeme içme...kimimize bulduğuyla, çalabildiğiyle yetinme var...Ortak yanımız tırtıklayışımız...mutfak sahibinin bizi farketmemesini temenni etmemiz.Çelimsiz zayıf ve minicik olanımız var...semirip semizleşmiş olanımız var...
      Büyük mutfakta farkedilmek düşük olasılık küçüğünde en ufak tıkırtı göze çarpar dikkat çeker...Hayat her şeyi dört başı mamur sumamıştır önümüze...Çalarız ondan küçük şeyleri...ve bazen göze çarpsa da göz yumar talih yaptığımız haşarılıklara...Ve bazen aşırdığımız bir lokma bizi karanlık sığınağımıza haftalarca mahpus eder...Evin kedisi nöbet tutar başucumuzda...korku titretir yüreğimizi...Uzun bir bekleyiş başlar sonu hiç gelmeyecekmiş hissi uyandıran...Ayak sesleri uzaklaşır bazen...ve başımızı sessizce çıkarır bakarız dışarıya...ışık gözümüzü kamaştırır...bir heyecan sevinç ve endişe karmaşasıyla yeniden adım atarız küçük mutluluklar çalmak için...Bir lokma ekmek...peynir ve belki ölüm korkusunun olmadığı bir kaç saat zevkince eğlenmek...Hayatta olduğumuz bile huzur verir bazen...elde edemediklerimizin sızlatan hayıflandıran içimizi cızlatan özlemini unutur elimizde olana şükrederiz...
      Farelerin basit hayatı var...onlar böyle şeylere kafa yormaz eminim.karnı doydumu tamam.elbise derdi yok ayakkabı derdi yok..hesap derdi yok kitap derdi yok.akıl yok sorumluluk yok...Eğitim okul masrafı yok...Büyük mahkemede hesaba çekilme derdi yok.Fare bu ne olsa yer nerde olsa barınır...kira parası yok apartman aidatı yok...servis parası yok..trafik çilesi yok...mesai mefhumu yok.Sanal alemi yok.Nohut kadar peynir...iki tane yuvarlanıp tezgah altına kaçmış üzüm tanesi...al sana ziyafet...
      Nerden nereye geldim şimdi...Yazımın teması hayattan küçük mutluluklar çalarak yaşadığımızdı...national geographye bağladım.
         Fareler de bir garip otel fareleri daha bilmiş daha kültürlü daha bir tüyü tüsü süsü yerinde...taşra fareleri daha bir ezik silik ve özgüvensiz.Tüyleri dökük çelimsiz ve çok ürkek...
         Sözü uzattım.uzayınca dağıttım...Kpss ye çalışmaya başladım ve müracaatımı yaptım.Allahtan hayırlısı.İnşallah otel mutafağına değilse de orta halli bir mutfağa yönümüz.Bakalım kader ne kadarına müsade eder.