5 Nisan 2014 Cumartesi

OLUMLAMA!

         
    Olumlama … olumla mı olumlama mı? Bütün mesele bu işte. Me ma ekleri olumsuzluk bildirir. Olumla dersen o da emir kipinde bir sözcüktür. Şimdi gel çık işin içinden.  İş hayatım ve iş yerimle ilgili yapmış olduğum bütün olumlama denemeleri   muhataplarımın çok basit sıradan ve olagelen davranışlarıyla bir anda uçup gidiyor. Tezlerim ve inşa ettiğim olumlama kulesi devriliyor. Ve ben her defasında o enkazın altında kalıyorum. Yanlış yaptığım bir şeyler var diye düşünüyorum.

    Burada kendimi kişisel gelişime tabi tutacak önermelerde bulunmak istemiyorum. Bu gün bu akşam ve hatta dünden beri mani olamadığım ve olmak da istemediğim bir iç çekiştirme ve dedi kodu seansı yapacağım. Malumum  iş yerindeki tadilat ve yenileme çalışmaları devam ediyor. Hazretlere karşı duyarlığımın ve ön sezgilerimin zirve yaptığı bir dönemdeyim. İçinde bulunduğum aşama idrakinde olduğum hali özetleyen cümle ‘ ne yaptımsa yine de yaranamadım, çabalarım gayretlerim ve sergilediğim öz veri taltif ve takdir olarak karşılığını bulamadı.’   Taltif takdir ve şükran hislerinin dile getirilmesinden de feragatla hoşnut bir yüz yerine asık bir suratla yüz yüze gelmek gibi bir sonuçla karşı karşıya kaldım.  Şimdi olumlama yapalım… İşimi seviyorum…patronumu seviyorum…yaptığım işten tarifsiz bir enerji alıyorum ve kendimle gurur duyuyorum.  Sesler beton duvarda asabi ,agresif yankılar yapıyor ve tekrardan negatif iyonlar olarak bana rücu ediyorlar. Hanfendi hazretlerinde bir surat bir surat…Sanki gecesini benimle geçirdi de hiç tat bulamadı ve üstelik tatlı uykusunu ziyan etti havası var. Ben alçı işinden çok fazla anlamam…elimden geleni yapıyorum…ve size verebileceğimin en iyisini vermeye gayret sarfediyorum…işin yavaş yürüdüğünü ben de bilmekteyim…sonuç yerine azıcıkta benim  çabamı görmeyi deneseniz!... Süreç içinde yaşadığım stres ve gerginlik yetmez gibi hoşnutsuz nidalarla üzerine tuz biber ve sos eklemekle meşguller.  Sanki mecburum ve sanki köleyim… Efendilerimi hoşnut etmeye çalışan bir soytarıyım ve onların müstesna taltiflerinin ve alkışlarının yüzlerinde belirecek gülümse emaresinin dört  gözle bekleyeniyim. Onlar alkış tutacak ve soytarı buna mutlu olup şaklabanlıklarını daha bir zevkle ve daha bir içten yapmaya devam edecek…Soytarının yaşama gayesi ve sarayda tutulma sebebi bu…güldüremezse başarısız olacaktır ve saraydaki vazifesinden ve ekmeğinden edildiği gibi kellesini yitirme tehlikesiyle de karşı karşıya kalacaktır. Soytarı gülmek ve güldürmek zorundadır. Somurtkan hazretler soytarının yaşam enerjisini egolarına meze yapmışlardır.